Esenyurt'ta zabıta ile seyyar satıcılar arasında arbede ...

Türk Satıcılar in a Nutshell

Türk Satıcılar in a Nutshell submitted by kaiserbigmac to TurkeyJerky [link] [comments]

Türk Satıcılar in a Nutshell

Türk Satıcılar in a Nutshell submitted by mrkfks to u/mrkfks [link] [comments]

Doğubayazıt’ta zabıta ve seyyar satıcılar arasında kavga çıktı

Doğubayazıt’ta zabıta ve seyyar satıcılar arasında kavga çıktı submitted by ibrala to u/ibrala [link] [comments]

Dış cepe ve Kentsel Dönüşüm

Şu günlerde kentsel dönüşüm bir hayli dilimizde çünkü ülkede eski binalar çok yenilenmeleri şart fakat kentsel dönüşümünde yapılışı bir hayli uğraştırıcı o sebepden apartmanların bir kısmı dış cepheyi yeniden sıvalatmaya gidiyor. Valla bizim apartmanda işler karışık bir kısım kentsel dönüşüm diyo bir kısım dış cephe diyo. He bana kalırsa dış cephe yapılmalı çünkü kentsel dönüşümde ev bulmak zor hem eşyaların vs. Taşınması gerek anlayacağınız zahmetli, hem de yapan şerefsiz mütait fazladan 5 binde gömüyo. Velhasılkelam dış cephe konusu 5 senedir apartmanın gündeminde ama 10 senede kapıyı bile zar zor yaptırdık. Daha sürer ben size söyleyeyim. Çünkü apartmanda öyle insanlar var ki aklınız hayaliniz durur. Öncelikle gıcık bir teyze var, daireaindeki boru akıtıyor diye bütün apartmandan ödemesini istiyo. Yav kardeşim bize ne senin dairen diyince hayır boru apartmanın diyor. Para vermemeye o kadar yatkın bir teyze var. Başka gıcık bir eş var diyorlar ki kentsel dönüşüm olsun. Yöneticide diyorki madem öyle istiyorsunuz araştırın bize sunun sonrada büzüşüyo konuşmuyo. Haftalar aylar geçiyo ses yok. Peki o halde dış cepheyi yapalım Olmaz niye? Hani kentsel dönüşüm olucaktı. Ya bi git tövbe tövbe apartmanda bi biz bir alttakiler birde yönetici var diğerleri adamı delirtir. BEŞ SENE BEŞŞŞŞŞŞ BEŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞ ki biz taşınmadan evvelde bu sorun varmış. Kişisel görüşüm apartman konumuna çok zekice yyerleştirilmiş kessinlikle kentsel dönüşüme gidilmemeli herkes 5.000₺ koyucak yapıcaz. Kusura bakma teyze. Ha birde rent a car ( araba kiralama servisleri ) 'nin terörü var. Bu güzide apartmanın birde garajı var ama kulkanamıyoruz. Otoparkı zincirli eski tip asma anahtarla kitliyorsunuz. AMA BİR MAHALLEDE 3 TANE ARABA KİRALAMACI OLUNCAAAA KÜÇÇÇÇCÜCÜK MAHAKKEYE 20 ARABA DAHA FAZLA GELİYO. PEKİ SEN O ARABALARI NEREYE KOYİCAN DİĞER APARTMANLAR BİZİMKİ GİBİ DEĞİL KARAR ALMIŞKAR HERKES PARA VERİP OTOPARKI YENİLEMİŞLER PEKİ BİZ ESKİ TİP ZİNCİRLİ. Eve her hafta geldiğimizde zinciri kırıyorlar. Kaç tane asma kilit taktık tanrı bile bilemez yani o kadar. Sonra 40₺ verip manyak bir kilit aldım. Kıramadılar ama bu sefer otoparkın önüne koyuyorlar. Gidiyoz KENDİ HARAJIMA PARKETMEK İÇİN ÖNCE ADAMA GİDİYOM GİT ÇEK ARABANI DİYE düşünün bu reddit blogunda küfür olsaydı okuyamazdınız bu yazıyı. Bak yine sinirlendim. Siz siz olun gidin maltepeden bahçeliden olmadı batıkentten çayyoldan bir yer tutun yok ulusda hamamönünde cebecide kızılayda falan olmuyo. Ha iyi evler var da sorunlar bunlar. Hele cebeciyi hayal bile edemiyom. Bir de orada satıcılar var adam deri saat diyo kavuçuk çıkıyo bileğini perişan ediyo cenci dayılar zabıta çağırmak gerekde ekmeğin peşinde ama halk salığı amaaaan devlet var vergi veriyoz hadddin görüşürüz
Ek olarak ankette tavsiyeler kısmı önde o yüzden bu tür yazılara ağırlık vericem
submitted by Doctor37141 to AnotherCity [link] [comments]

Ekonomik Alışveriş için İkinci El Eşya

Ekonomik Alışveriş için İkinci El Eşya
Ekonomik alışveriş için ikinci el eşya seçimleri yepyeni farklı dekorasyonlar için de oldukça uygundur. Ev döşemek ev yenilemek oldukça zordur. Aslında zorluğu maddi olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü bir yenilik için ev döşemek için çokça bütçeye ihtiyaç duyulmaktadır. Aslında tam da bu aşamada devreye izmir spotçu ikinci el eşya devreye girmektedir.

https://preview.redd.it/y8e97rlhijq51.jpg?width=720&format=pjpg&auto=webp&s=803fe56c1f2381e02227294bb2204cbc845ef1fc
ekonomik alışveriş için ikinci el eşya almanın nasıl bir avantaj sağladığını şöyle bir açıklayalım. Yenilik yapmak isteyenler için sermaye oluşturmak amacı ile elinde bulunan eşyaları ikinci el eşya mağazalarına satmaktadırlar. Sık sık yenilik yapan bu kesimin ikinci el eşya mağazasına sattığı bu eşyalar oldukça yenidir. Temiz kullanışlı hatta belki de hala garantisi bitmemiş ikinci el eşyalar bu mağazalara satılmaktadır. Oldukça pahalı olan en yakın modaya uygun kullanışlı zevkinize uygun tertemiz eşyaların sıfırı ile çok fark eden bir değere satılmaktadır. İşte bu aşamada size de bunları bulup evinizi yaşam alanlarınızı şenlendirmek düşüyor. Oldukça uygun fiyata satılan bu eşyaları ikinci el eşya mağazalarından satın alarak hem zevkinize uygun bir eşya alıyorsunuz hem de hesaplı bir alışveriş yapıyorsunuz.
Ekonomik alışveriş için ikinci el eşya ev eşyaları elektronik cihazlar otomobiller beyaz eşyalar vb pek çok şey için geçerlidir. Aslında ikinci el eşya ile ilgili hala önyargısını kıramayan çok kişi vardır. Tabi ki bunun da belli sebepleri bulunmaktadır. Çok geçmişte yaşanan pek kötü tecrübeler ya da müşteri memnuniyetine önem vermeyen alıcılar ya da satıcılar bu yargıların oluşmasına yol açmıştır. Bu yargılar tabi ki yersiz değildir. Mutlaka etkileyen duyguları düşünceleri zedeleyen bu alışverişlerin hepsi de böyle olacak diye bir kural yoktur. Öyle büyük değişim yaşamıştır ki ikinci el eşya sektörü tamamen sizin herkesin memnuniyetini göz önünde tutmaktadır.
Ekonomik alışverişler için ikinci el eşya almak da satmak da oldukça yaygın olarak karşımıza çıkmaktadır. Biz değilsek mutlaka bize yakın olan kişiler bu tecrübeyi yaşamıştır. Bunun için bakmak araştırmak hesaba kitaba göre de hareket etmek en doğrusu olacaktır.
submitted by gunerkan to u/gunerkan [link] [comments]

Ben Oburix miyim?

Diğer illerde ne sıklıkla yaparlar bilmiyorum ama önceden Adana'da yılda bir kez Yöreler Çadırı olurdu. 1 hafta boyunca başka illerden gelen satıcılar geldikleri yöreye özgü yiyecekler satarlardı. Ben yemek yemeyi çok sevdiğim için oraya bayılırdım. Ben 3. sınıftayken yapılan çadırı hiç unutmuyorum. Okul çıkışında annemle beraber çadıra girmiştik. Daha önce ilk nerede yedim hatırlamıyorum ama cağ kebabı istedik. Ben çok aç olduğum için ilk dürümü hızlıca bitirdim. Annem bana bir tane daha istedi ve ben yine bitirdim. Böyle böyle 6 tane dürüm bitirdim ve anca doydum. Oradaki abi bana döndü ve "Yeğenim maşallahın var senin." dedi. Bu yüzden biraz utandım. Şimdi düşündüğümde bunu kendimi bir filozof gibi hissediyorum çünkü dürümü hazırlarlarken küçücük bir şişe azıcık et geçirip ondan dürüm yapıyorlardı (tadımlık verir gibi) ben de bu yüzden 6 dürüm yemiştim ve onların gözünde bir Oburix olmuştum. Peki ya onlar gerçekten bol etli bir dürüm yapsalardı ve ben de yeseydim acaba onların gözünde hâla bir Oburix olur muydum?
submitted by Hera_Salamura to AglamaDuvari [link] [comments]

İlgi Gören İkinci El Eşya Sektörü

İlgi Gören İkinci El Eşya Sektörü

İlgi Gören İkinci El Eşya Sektörü
İlgi gören ikinci el eşya sektörünün çok ama çok eski tarihlere dayandığını bilmeyen pek az kişi vardır diye düşünüyorum. Çok eskilerde kıyafet ile başlayan spotçu ikinci el sektörü zamanla eşyaya dair her eşya için geçerli bir durum olmuştur.
İlgi gören ikinci el eşya sektörü için çok çeşitli iyi kötü pek çok tecrübelere sahip olan insanlar vardır. Her bireyin çok ufak parça dahi olsa illa ki bir ikinci el eşya tecrübesi bulunmaktadır. Mobilyalardan beyaz eşyaya elektronik eşyalardan otomobillere kadar çok ama çok çeşitli kategoriler bulunmaktadır. Bu çeşitli kategorilerin her hangi birinden tecrübesi olmayan insan sayısı oldukça da azdır. Bu sektörden yapılan alışveriş sonrasında devamının gelip gelmemesi de tamamen iyi ya da kötü bir tecrübe sonucuna bağlı olarak gelişir. Bu tecrübenin olumlu olmasını isteyenlerin hem alacak eşyalarda nelere dikkat edilmesi gerektiğini bilmek ve bunun olabilmesi için de iyi bir ikinci el eşya mağazası ile iletişim kurmak en temel koşuldur.
İlgi gören ikinci el eşya sektörü için pek çok olumlu gelişme sayesinde bugünkü yerini almıştır. Sıfır eşyaların çoğu kişi tarafından zor alınabilmesi modaya teknolojiye son trende ayak uydurabilmek adına da ikinci el eşya alınabilme imkanı sunulması hem alıcılar hem de satıcılar için çok büyük fırsat olarak değerlendirilmektedir. İlgi gören ikinci el eşya sektörünün verdiği hizmet kalitesi müşteri memnuniyetini göz önünde bulundurulması çok fazla ilgi görmesine yardımcı olmuştur. Mağaza görünümünden satılan ürünlere kadar yapılan yenilik ile birlikte fabrika çıkışlı olarak ellerine geçen sıfır ürünler bile bu mağazalarda çok uygun fiyata satılıyor olması da ilginin artmasına yardımcı olmuştur.
İlgi gören ikinci el eşya sektörü sayesinde yapılmak istenen her yenilik her deneyim bu sektörün vazgeçilmezi olacağı ayrı bir gerçektir. İkinci el eşya ile yapılmak istenen her yenilik hem ihtiyaçları hem de zevkleri karşılayacak bir durum içine kolayca girilebilmektedir. Bu isteğe sahip olan ve ikinci el eşya sayesinde de bu isteği hayata koyabilme şansı yakalayan pek çok kişi için büyük bir fırsattır.
submitted by gunerkan to u/gunerkan [link] [comments]

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 9

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 9
https://preview.redd.it/zcsn2eeixn751.jpg?width=738&format=pjpg&auto=webp&s=a2a5bb17450b251273e45f66fe956b9450db2dd6

Marksizm 5.1

Marksistler:
  1. Sanayide, ticarette, para ve kredi sisteminde kapitalist temerküz bir ön evredir, sosyalizmin başlangıcıdır.
  2. Kapitalist müteşebbislerin – ya da en azından kapitalist şirketlerin – sayısı sürekli düşmektedir; özel şirketlerin büyüklüğü genişlemektedir; orta sınıf küçülmektedir ve yok olmaya mahkûmdur; proleterlerin sayısı sınırsız artmaktadır.
  3. Bu proleterlerin miktarı her zaman çok fazladır, o kadar ki aralarında her zaman işsizlerin bulunması gerekir; bu yedek sanayi ordusu yaşamın koşullarını düşürmektedir; tüketilebilenden daha fazlası üretildiği için aşırı-üretim meydana gelir. Bu yüzden, dönemsel krizler kaçınılmazdır.
  4. Birkaç kişinin elindeki muazzam servet ile kitlelerin yoksulluk ve güvencesizliği arasındaki orantısızlık sonunda öyle büyüyecektir ki korkunç bir kriz ile sonuçlanacaktır ve kitlelerin hoşnutsuzluğu o denli yoğunlaşacaktır ki kapitalist mülkiyetin toplumsal mülkiyete dönüştürülebildiği ve dönüşmesinin zorunlu olduğu süreç yaşanırken bir felaket, bir devrim gelmek zorunda kalacaktır.
iddiasındadırlar.
Yeni orta sınıf meselesi sık sık ele alınmıştır. Bu sınıfın varlığı inkâr edilemez. Hiç kimse, hiçbir zaman, orta sınıfın sadece bağımsız zanaatkâr, tüccar, küçük çiftçi ve emekli anlamına geleceğini yazmış değildir.
Marksizm’in bu ana ilkeleri anarşist, burjuva ve son olarak revizyonist bilim adamları tarafından sık sık eleştirilmiştir. Biri ister bundan memnun, isterse üzgün olsun, ikisi de aynı şeydir, eleştirinin aşağıdaki sonuçlarının doğruluğunu dürüstçe kabul etmeliyiz.
Kapitalist müteşebbislerle ilgili olarak kişi, kapitalist toplumun varlığının özellikle sayılarına bağlı olduğu varsayımı üzerinden konuşmamalıdır. Bunun yerine kapitalizmde kaç kişinin çıkarı olduğunu, kaç kişinin kapitalizm idaresinde dış geçimleri açısından görece refah ve güvenceye nail olduğunu konuşmalıdır. Bu, kapitalizmden çıkarı olanların ve genellikle, istisnalar olsa da düşünceleri, mücadeleleri ve haleti ruhiyeleri kapitalizme bağlı olanların meselesidir. Bunlar, ister bağımsız müteşebbis, ister iyi pozisyona sahip bir aracı, ister yüksek kademe bir memur olsun, isterse işçi, hissedar, emekli ya da her ne olursa olsun fark etmez. Burada, vergi verilerine ve diğer yadsınamaz gözlemlere dayanarak, sadece bu kişilerin sayısının düşmediği, aksine hem mutlak hem de göreceli olarak arttığı söylenebilir.
Özellikle bu sahada kişi, küçük şahsi deneyimlerden ve kısmi gözlemlerden genel sonuçlar çıkarmaktan ve duygularla yönlenmekten kaçınmalıdır. Elbette herkes mağaza zincirlerinin ve bazı yerlerde tüketici kooperatiflerinin yoğun bir biçimde küçük ve orta ölçekli tüccarları yok ettiğini görebilir. Göz önüne alınması gerekenler sadece yıkılan ve işten zorla çıkarılan tüccarlar değildir; daha çok, bağımsız olma cesaretine ve araçlarına sahip olmayanlardır. Mesele sadece, bağımsız-olmayan bu kişilerin büyük bir bölümünün hangi başlık altında sınıflandırılacağı, yani proleter olup olmadıklarıdır. Bu konu, aşağıda, doğrudan, biz “proleterler” kavramını incelerken ele alınacaktır. Bu türden tüm şahsi deneyimlere ve amatör mizaçların bireysel algılamalarına rağmen kapitalizmden çıkarı olanların sayısının hiçbir şekilde düşmediği, aslına bakılırsa yükseldiği inkâr edilemez.
Kapitalist şirketlerin sayısına gelince, bu sayının kesin olarak düştüğünü varsayabiliriz. Ancak eklemek gerekir ki bu düşüş yavaş ve önemsizdir ve hızlı ilerleme için hiçbir meyil göstermez. O kadar ki kapitalizmin sonunun, eğer gerçekten de söz konusu düşüşe bağlı olması gerekiyor ise, yine de binlerce yıl öngörülebilir olmayacaktır.
Yeni orta sınıf meselesi sık sık ele alınmıştır. Bu sınıfın varlığı inkâr edilemez. Hiç kimse, hiçbir zaman, orta sınıfın sadece bağımsız zanaatkâr, tüccar, küçük çiftçi ve emekli anlamına geleceğini yazmış değildir.
“Kim orta sınıfa aittir? sorusunu, “Proleter kimdir” sorusuna bağlayabiliriz. Marksistler tüm güçleriyle, adeta son emniyet halatına tutunur gibi şunda ısrar eder: mülk sahibi sınıfının bir üyesi bağımsızdır, kendi araçlarına ve kendi müşterilerine sahiptir. Öte yandan bağımlı bir proleterya, kendi araçlarına sahip olmayan ve mallarının ve hizmetlerinin alıcılarından bağımsız olmayan her kişidir. Artık bu açıklama yeterli değildir ve oldukça anlamsız sonuçlara yol açar. Yıllar önce, Berlin’in en büyük salonlarından birinde yapılan halk toplantısında meselenin bu yönünü Clara Zetkin ile tartışmış ve kendisine salonun sahibinin, büyük ihtimalle, bu tür tesislerin çoğu sahibi gibi, birasını teslim eden bira fabrikasına tümüyle bağımlı olup olmadığını sormuştum. Bu fabrikanın, salon sahibinin mekânı üzerinde ipoteği vardır; salon sahibi gelecek yıllar boyunca yalnızca fabrikanın biralarına hizmet etmek zorundadır ve masalar, sandalyeler, bardaklar fabrikanın malıdır. Salon sahibinin geliri yıldan yıla 30.000, 40.000 veya 50.000 Mark olacaktır. Bu kapitalist çağda, geleneksel terimlerin yetersiz kaldığı fonksiyonlar ortaya çıkmıştır. Salon sahibi ne işçidir ne de aracıdır. Fakat bağımsız olmadığı gibi kendi emek aracının da sahibi değildir. Proleter midir? – Herkes buna inanmak istemeyecek fakat aslında bu soruya benim cevabım evet idi: O, proleterdir. Bu yaşam standardı ya da toplumsal konum meselesi olamaz; sadece emek ve güvenlik araçlarının mülkiyeti meselesi olabilir. Kendi emek araçlarından mahrum bırakılan bu adamın varlığı oldukça güvensizdir.
Güvencesizliğin kapitalist toplumun tüm üyeleri için geçerli olduğuna dikkat edilmelidir. Fakat bunun derecesini ayırt etmeliyiz. Kapitalizmde hassaten çıkarı olan belli bir tabakadan bahsediyoruz ve onlara kısaca kapitalist diyoruz lakin gerçekte hepimiz, hiçbir istisna olmaksızın, kapitalizm var olduğu müddetçe kapitalizmde paya sahibiz, onunla iç içe geçmişiz ve gerçekte kapitalist anlamda aktifiz. Buna proleterler de dâhildir.
O zaman, oldukça basit ve pek de bilimsel olmayan bir dille proleter yaşam standardına sahip herkesin proleter olduğunu söylemek için kendime müsaade ettim. Elbette, her zaman en azın sınırında yaşayan varlık yüzünden en büyük sefalet içinde ailesiyle yaşayabilen, işsizlik zamanlarını atlatabilen, diğer yandan bilmeyerek yetersiz beslenme ile yaşam süresini kısaltan veya en azından kendisinin ve zürriyetinin canlılığını zayıflatan ve kendisi olmaksızın sanata, güzelliğe, özgür neşeye katılımın mümkün olmadığı mütevazı artı değer gelirini hiçbir zaman elde edemeyen işçiye kadar her tür olası sınıflandırma bulunmaktadır. “Proleter” kelimesinin genel itibariyle anlaşıldığı şekil budur ve biz de onu bu şekilde kullanacağız. İşin doğrusu Marksistler bile kelimeyi bu şekilde kullanıyor ve başka türlü de yapamazlar zaten. Tek fark şu ki bu proleterlerin kapitalizmden hiçbir çıkarı yoktur ve koşulları değiştirmekle (yani, tüm toplumun bakış açısına göre kendi çıkarlarını kavradıkları vakit) ilgilenirler. Zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyleri yoktur ve kazanacakları bir dünya vardır ifadesi yalnızca bu proleterlere uyar.
İş gücünün üst tabakalarında bile artık tümüyle proleteryaya ait olmayan iş kolları bulunmaktadır. Kitap ticaretindeki bazı işçi kategorileri, bazı inşaat işçileri, görece yüksek maaşlarına ve uygun çalışma saatlerine rağmen, konumlarının güvencesizliği ve daimi işsizlik tehdidi sebebiyle gene de proleterler arasında sınıflandırılmalıdırlar. Fakat kendileri için, kapitalizm içerisinde yaşam güvenliği açısından paha biçilemez değere sahip kurumları – sendikaları – vasıtasıyla bu dönemleri oldukça iyi bir şekilde atlatma araçları temin eden proleterler bu sınıflandırmanın dışındadır. Lakin bunun sınırda bir örnek olduğu kabul edilmelidir ve kaza, yaralanma ya da yaşlılık durumlarında yoksulluktan yeteri kadar korunmama tehlikesi yüzünden bunlar, gene de proleter olarak sınıflandırılabilirler.
Öte yandan, bir başka tabakada, yakıcı bir fakirlik içerisinde yaşayan fakat yine de kendilerine proleter denmemesi gereken kişilerin olduğu da söylenmelidir. Bunlar arasında yoksul yazarlar, doktorlar, askeri memurlar, vb. bulunmaktadır. Ağır mahrumiyet koşulları altında bunlar ya da bunların aileleri, kendilerine genellikle açlıktan ya da çorba sırasında bir tabaktan ya da bayat ekmekten korumayan bir kültür biçimi temin etmiştir. Buna rağmen bunlar kendi dışsal yaşam alışkanlıkları ve içsel servetleri bakımından proleterlerden farklıdırlar ve ister yalnız, sıradan isterse vahşi bir yaşam sürdürüyor olsunlar kendilerince bir sınıf oluştururlar. Laf arasında sayılarının büyük proletaryadan daha hızlı arttığı görünmektedir. Bunların bir kaçı, eğer iç kontrollerini kaybetmişlerse, zaman zaman proletaryanın en alt tabakasına batarlar, dilenci, berduş, pezevenk, dolandırıcı ya da müzmin suçlu haline gelirler.
Bununla birlikte, herhangi bir biçimde bağımlı olanların meydana getirdiği geniş kademeler arasında hiçbir şekilde proleter olmayan pek çok [sınıf] bulunmaktadır. Örneğin, hiç şüphe yok ki mağazalardaki işçiler arasında ne fiziken ne de zihnen proletaryadan farklı olmayan pek çok işçi vardır. Aynısı pek çok tasarımcı, teknisyen vb. için de geçerlidir. Alt kademe memurlar da kendilerince bir kategori oluştururlar; psikolojik bakış açısına göre kendilerine proleter yerine köle denmelidir. Parti memurlarının ve sendika memurlarının hangi kategoriye ait olduğunu açıklamayalım. Bunlar sayılarından ziyade nüfuzları bakımından ele alınmalıdırlar.
Şimdi, hiç şüphesiz, zengin gruba ait değillerse eğer, yeni bir orta sınıf oluşturan geniş, aslında giderek artan sayıda insana sahibiz. Mesela, mağaza işçileri, dal ve bölüm yöneticileri, müdürler, mühendisler ve yüksek mühendisler, temsilciler, satıcılar, vs. Bunların kapitalizmdeki rolü öyledir ki ne bunların proleterleşmesi ne de devrim yapması kendi maddi konumlarından ve mütekabil davranışlarından kaynaklanmayacaktır. Fakat yalnızca bu türden “proleterler” Marksizm için düşünülebilirler. Müstesna insanların ya da müstesna zihniyete sahip müstesna insan kitlelerinin var olduğu gerçeği, bu nedenle konunun bundan böyle doğrudan ve mekanik davranış ilişkisi ve dışsal konuma göre bir irade meselesi olmaması tam da Marksizm’in göz ardı ettiği ve bizim de yeniden-vurgulamamız gereken husustur.
Kapitalizm her yerde canlılığını muhafaza etmektedir ve tüketicileri sömürme ve piyasayı tekelleştirme amaçları için sosyalizme yol açan biçimlerin yerine, tam aksine gerçekten sosyalist kooperatif biçimini, karşılıklı işbirliğini kullanmaktadır.
Peki ya güvencesizlik? Güvencesizliğin kapitalist toplumun tüm üyeleri için geçerli olduğuna dikkat edilmelidir. Fakat bunun derecesini ayırt etmeliyiz. Kapitalizmde hassaten çıkarı olan belli bir tabakadan bahsediyoruz ve onlara kısaca kapitalist diyoruz lakin gerçekte hepimiz, hiçbir istisna olmaksızın, kapitalizm var olduğu müddetçe kapitalizmde paya sahibiz, onunla iç içe geçmişiz ve gerçekte kapitalist anlamda aktifiz. Buna proleterler de dâhildir. O halde bizler, güvence ile ilgili olarak bile gevşek ayrımlar yapmalıyız ve sadece esnek sınırlar çizmeliyiz zira soyut yapılarla değil tarihsel olarak verili gerçekliklerle uğraşıyoruz. Kendi emek araçlarını ve müşterilerini bir tarafa atmasalar da mülk sahibi tabaka arasındaki orta sınıfta sınıflandırmamız gereken pek çok kişi için güvencesizlik normal olarak sadece teorik bir olasılıktır ve uygulamada istisnadır. Ancak Marksistler gerçekte ince eleyip sık dokumadıkları ve kavramlar oluşturmadıkları ve fakat görünürde bilimsel bir dille kaderi ve belli tabakaların davranışını öngörme girişiminde bulundukları için – tüm açıklamalara rağmen kendi arzularını ve kendilerini kandırmayı ve yanlış teorileri sonuna kadar savunmayı tercih etmeksizin – oldukça kayda değer, yavaşça büyüyen sayıda bağımlı ve gene de kendi emek araçları olmadan, her şey göz önüne alındığında, proletere dönüşme tehlikesini bünyesinde hiçbir zaman barındırmayan kişilerin var olduğunu inkâr etmemelidir.
Bu bakımdan Marksizm’in kehanetlerinin kötü durumda olduğu şimdiden görünmektedir. Ve yine de kabullenilmelidir ki bu kehanetler, bir zamanlar yapılmış kehanetvari herhangi bir açıklama kadar doğruydu. Karl Marx, nadir coşku anlarında sahici kehanet ve şiirsel dil kullansa da ve genellikle bilimsel dil ve nadir olmayan biçimde bilimsel aldatma yöntemini benimsese de, kapitalizmin ilk yıllarındaki gözlemi temelinde, ilk kez görüşlerini oluşturup açıkladığı günlerde gerçek bir kâhindi. Fakat bunun anlamı şudur: o bir uyarıcıydı. Bir başka açıdan da kâhin idi, sadece bir uyarıcı olarak değil: nüfuz adamı olarak da bizzat kendisi gördüklerinin oldukları gibi kalmasını engellemede büyük bir rol oynadı, uyarıları etkisini gösterdi ve değişiklikler yapıldı. Kendisi bilmeden sözleri söylendi: Siz kapitalistler, eğer aranızdaki bu çılgın sömürü, bu hızlı proleterleşme ve vahşi rekabet sürerse, birbirinizi yiyip yutmaya devam ederseniz, birbirinizi proletaryaya iterseniz, teşebbüsleri pekiştirirseniz, şirketlerin sayısını azaltırsanız, bunların her birinin çapını arttırırsanız, o zaman her şey hızlı bir sona varmak zorunda kalır.
Fakat işler bu şekilde gitmedi. Kapitalizm bir yandan o kadar geniş çaplı dallanmış ihtiyaç çokluğu yaratmış, çok pahalı, orta fiyatlı, ucuz ve beş para etmez lüksü tatmin etmiş, öte yandan büyük endüstriler, endüstrileri desteklemek için öyle bir ihtiyaç doğurmuştur ki sonunda her teknoloji biçimi ehemmiyetli hale gelmiş, tümüyle yeni işler, mesela, ev ve köy endüstrileri, küçük ve orta ölçekli fabrikalar oluşmuş ve hatta kapı kapı gezen satıcılar ve satış temsilcilerinin sayısı bile azalmamışken özelleşmiş dükkânlar, küçük ve orta ölçekli olsalar da pek çok sahadan kovulmuşlar, buna mukabil başka yerlerde yeni imkânlar bulmuşlardır.
Rekabet mücadelesi katiyen soyut bir şemayı ya da şairane coşmuş umutsuzluğu her daim takip etmiş değildir. Halen tröstlerin ve kartellerin bütünleşmesine doğru olan büyük bir hareketinin göbeğindeyiz. Bu durum tartışmasız pek çok küçük firmayı müşterilerinden ve varlıklarından ettiği gibi pek çok orta-ölçekli, büyük ve çok büyük şirketlerin de tüketiciler için yaşanan acımasız yarışta kendilerini mahvetmek yerine, tüketicilere karşı ittifak içerisinde karşılıklı çıkarlarını tanımasını ve korumasını mümkün kılmıştır. Küçük tacirlerin de bunlardan öğrendiğini ve hayatta kalmak için kendi birliklerini ve kooperatiflerini oluşturduğunu görüyoruz. Bağımsız marangoz birliklerinin kendi büyük teşhir salonları bulunmaktadır ve bunlar büyük firmalarla rekabet etmektedir. Küçük tüccarlar, satın alım gruplarında bir araya gelmektedir veyahut fiyat sabitlemede anlaşmaya varmaktadır. Kapitalizm her yerde canlılığını muhafaza etmektedir ve tüketicileri sömürme ve piyasayı tekelleştirme amaçları için sosyalizme yol açan biçimlerin yerine, tam aksine gerçekten sosyalist kooperatif biçimini, karşılıklı işbirliğini kullanmaktadır.
Marksistlerin en kötü yanlışından biri, bunlar kendilerine ister Sosyal Demokrat ister anarşist desinler, bir devrimin devrimciler aracılığıyla elde edilebileceğini düşünmeleridir. Oysaki tam tersi doğrudur: devrimciler ancak devrim kanalıyla vücut bulurlar. Devrim halinde doğru sayıya sahip olduklarından emin olmak için birkaç on yıl boyunca devrimci yaratmayı, çoğaltmayı ve toplamayı istemek çocukça bir bilgiçlik ve işe yaramaz tipik bir Alman düşüncesidir.
Devlet, yasama yoluyla kapitalizmin çeşitli ülkelerde sağlıklı ve güçlü kaldığını da gördü. Bir ülke içerisindeki karteller fiyat kırmanın yaşanmadığından ve adil olmayan rekabetin sınırlandığından emin olurken gümrük tarife politikası da bir ülkenin kapitalizminin diğerininkini yok etmesini önler. Milli gümrük tarife-yasası ve uluslararası anlaşmalar temayülü dünya pazarında artan bir şekilde eşit imkânlar sağlamaktır. Bu ticaret imkânı eşitliği görünüşe bakılırsa sadece serbest ticaret sisteminde temin edilmektedir zira halklar, ücret koşulları, medeniyetler, teknolojiler, doğal koşullar, fiyatlar ve mevcut kaynakların miktarı muhtelif ülkelerde aynı değildir. Gümrük tarife politikasının suni düzenlemelerle gerçek eşitsizlikleri dengeleme eğilimi vardır. Ancak bu sadece başlarda böyledir. Şu an için bu alanda faaliyet halen barbarcadır. Her devlet hala anlık gücünden faydalanmaya çalışır fakat bu eğilimin istikameti her halükarda nettir.
Ayrıca devlet üç aşağı beş yukarı tüm alanlarda kapitalizmin en kötü aşırılıklarının bertaraf edildiğini de görmüştür. Buna sosyal politika denmektedir. Çocukların ve gençlerin sömürüsü gibi kapitalizmin en kötü aşırılıklarına karşı işçileri koruyan yasalar tartışmasız bir şekilde belli bir koruma yaratmıştır. Başka yollarla devlet müdahalesi, düzenlemeler ve hükümler proleterlerin kapitalizmdeki konumunu iyileştirmiş ve böylece kapitalizmin kendi konumunu da iyileştirmiştir. Sosyal güvenlik yasaları, özellikle hastalık durumlarında aynı etkiyi yaratmıştır.
Fakat kapitalizm açısından bu yasaların ahlaki sonuçları asli etkilerine kıyasla çok daha önemliydi. Söz konusu yasalar hem proleter kitleler hem de politikacılar açısından gelecek hükümetler ile mevcut hükümetler arasındaki farkı bulanıklaştırmıştır. Devlet kendisi ve polisi için yeni bir iktidar alanı edinmiştir: fabrikaların denetlenmesi, işçi ve müteşebbis arasında aracılık, hasta, yaşlı, emekli proleterlerin bakımı, sadece iş tehlikelerine karşı değil bağımlı ve güvencesiz konuma karşı da koruma. Devletin ataerkil tavrı, vatandaşlar açısından devlete ve yasalarına duyulan çocuksu güveni güçlendirmiş ve artırmıştır. Kitlelerdeki ve siyasi partilerdeki devrimci ruh esasen zayıflamıştır.
Hem müteşebbislerin kendisinin hem de devletin üstlendiği [pozisyon], proleterler tarafından sadece hükümet yasalarında siyasi işbirliği yaparak değil kendi dayanışmaları içerisinde yarattıkları kurumlar aracılığıyla da devam ettirilmiştir. Marx ve Engels’in işçi sendikaları ile hiçbir ilgilerinin olmamasını istemeleri sebepsiz yere değildi. Bu profesyonel örgütleri faydasız, küçük burjuva çağının zararlı artıkları olarak değerlendirdiler. Ayrıca üreticiler olarak işçilerin sergilediği dayanışmanın bir gün kapitalizmin istikrara kavuşturulmasında ve muhafaza edilmesinde oynayabileceği rolü de muhtemelen hissetmişlerdi. İşçileri kader tarafından seçilmiş kurtarıcılar ve sosyalizmin icracıları olarak hareket etmekten alıkoyamazlardı fakat sanki kapitalizm altında yaşamaya zorlandıkları ve öyle ya da böyle bu hayatlarına ellerinden geldiğince şekil vermeleri gerektiği tek bir hayatları olduğunu düşünmelerini sağlayabilirlerdi. Bu bakımdan işçiler de, kendi sendika fonları üzerinden işsizlik, ikamet değişikliği, hastalık, bazen yaşlılık ve ani ölüm durumunda ortaya çıkan zorluklara karşı kendilerini korurlar. Müteşebbislerin, belediyelerin ya da özel istihdam kurumlarının şartlarına karşı kendi çıkarlarını muhafaza edebildikleri her yerde çıkarlarına uygun hızlı iş temin ederler. Müteşebbislerle işçiler arasında her iki tarafı da bağlayıcı uzun süreli ücret sözleşmeleri üzerinden güvenli ilişki oluşturmaya başlamışlardır. İşçiler günün gerçekliğine ve şartlarına göre hareket etmek için rahattılar ve hiçbir teori veya parti programı bunları yapmaktan işçileri alıkoyamadı. Aksine parti programları ve teoriler kapitalist çalışma koşullarının gerçekliği ile yaratılan bilgi araçlarını takip etmek zorunda kaldı. Çeşitli kamplardan her türde kuramcı ve idealist, maksatlı tedbirlerle işçileri, halihazırdaki acınası yalnız yaşamlarını temin etmelerini engellemek ister. Bu elbette başarılı olamaz. İşçiler, kitleler halinde, onur verici ve sevgi dolu sözcüklerle devrimci sınıf olarak adlandırılmaktan hoşlanır fakat bu onları devrimci yapmaz. Devrimciler kitleler halinde sadece devrim olduğunda var olurlar. Marksistlerin en kötü yanlışından biri, bunlar kendilerine ister Sosyal Demokrat ister anarşist desinler, bir devrimin devrimciler aracılığıyla elde edilebileceğini düşünmeleridir. Oysaki tam tersi doğrudur: devrimciler ancak devrim kanalıyla vücut bulurlar. Devrim halinde doğru sayıya sahip olduklarından emin olmak için birkaç on yıl boyunca devrimci yaratmayı, çoğaltmayı ve toplamayı istemek çocukça bir bilgiçlik ve işe yaramaz tipik bir Alman düşüncesidir. Devrimcilerin olmamasından korkmanın hiç gereği yoktur: devrimciler gerçekte bir tür kendiliğinden oluşan nesil ile – yani devrim geldiğinde ortaya çıkarlar. Fakat devrimin, yeni bir oluşturucu gücün gelmesi için yeni koşullar yaratılmalıdır. Bu koşulların en iyisi, kendilerine pekâlâ iyimser de denebilen (öyle olmak zorunda olmasalar bile) tarafsız insanlar, devrimin gelmek zorunda olduğunun kesin olduğunu düşünmeyen ve fakat yeni davalarının gerekliliğine ve adaletine derinden ikna olmuş, engelleri ve tehlikeleri aşılmaz ve kaçınılmaz görmeyenler tarafından yaratılabilir. Bu tür insanlar, en iyi ihtimalle araç olan devrimi istemezler; daha ziyade amaçları olan belli bir gerçeklik ararlar. Tarihsel anıların kötü etkileri olabilir: mesela insanlar gerçekleştirecekleri başka pek çok göreve sahipken, kendilerine Romalı ya da Jakoben süsü verebilirler. Hatta daha kötüsü Hegelcileştirilmiş Marksizm’in getirmiş olduğu tarihsel bilim türüdür. Gelmekte olan devrimi hiç düşünmemiş olsaydık kim bilir ne kadar zaman önce devrimi arkamızda bulurduk. Marksizm bize hiçbir şeyi anımsatmayan bir çeşit adım getirdi. Kişinin her zaman iki adım öne ve bir adım geriye atladığı ve bu eyleminin sonunda en azından bir miktar ileri doğru hareketle sonuçlandığı Echternach sıçrama işlemini bile sağlamamıştır. Marksizm devrimin amacına doğru kasti görünür hareketlerde bulunur fakat bu yüzden sadece ondan çok daha uzağa gider. Devrimi sonucuna göre tasavvur etmenin her zaman için ondan korkmaya eşdeğer olduğu sonunda anlaşılmıştır. Birine harekete geçerken ne olabileceğini düşünmesi değil ne yapması gerektiği tavsiye edilmesi uygundur. Günün talebi, tam da kalplerinin, arzularının, adaletlerinin ve muhayyilelerinin çalışmalarını çok temel ve çok radikal bir biçimde inşa etmek isteyenler tarafından karşılanmalıdır.
Elbette bu kişiler, yukarıda açıklandığı üzere bu son on yıllarda gözlemlediğimiz müteşebbisler, devlet ve işçilerin yaptığı gibi kapitalizmi yamamaktan farklı bir şeyler inşa etmelidirler.
İşçilerin örgütlerindeki, sendikalardaki mücadeleleri, yaşam içindeki durumlarını ve çalışma koşullarını iyileştirmek de bu bağlamın bir parçasıdır. İşçilerin kendi sendika fon sistemleri üzerinden, Marksistlerin önlenemez kaderleri dedikleri, üreticiler olarak müdahale ve düzenlemelerindeki kapasitelerinin nasıl olduğunu gördük. Fakat sendikaların bir diğer önemli görevi de halen müzakereler ve grevler yoluyla çalışma saatlerinin kısaltılması ve daha yüksek ücretler için mücadeledir.
Ücretleri yükseltme mücadelesi, ferdi üreticilerin tüketicilerin toplamına karşı – bu tüketiciler ne kadar çok ve birleşmiş olsalar dahi – her daim gerçek bir mücadeledir. Söz konusu üretici mücadelesine bir ara herkes ya da başkaları girdiği için bu, işçilerin kendilerine karşı verdiği bir mücadeledir. İşçiler ve işçilerin örgütleri, tümüyle amatör bir biçimde, aldıkları ücreti mutlak bir miktar olarak düşünme eğilimindedir. 5 Mark’ın 3 Mark’tan büyük olduğu şüphe götürmez. Elbette dün sadece 3 Mark alıp bugünden sonra ücret olarak gün başına 5 Mark alacak olan işçinin sevincini çok göremeyiz ya da anlamamazlık edemeyiz. Burada mesele sadece o işçinin üç, beş veya on yıl içinde sevinmek için hala bir nedeni olup olmayacağıdır. Zira para sadece fiyatların ve ücretlerin birbiri ile ilişkisinin ifadesidir. Bu tümüyle paranın satın alım gücüne bağlıdır.
Kapitalizm içinden mücadelelerde sadece kapitalist olarak savaşanlar gerçek zaferler kazanabilirler, diğer bir deyişle kalıcı avantajlar elde ederler.
Elbette, ücret artışları, tıpkı vergiler ve gümrük tarifelerinin artışları gibi malların fiyatlarının artmasına sebep olur. Doğal olarak piyano-işçisi müteakip şekilde tartışma eğilimindedir: Piyanolar daha pahalı olmuşsa bundan bana ne! Ben daha yüksek ücret alıyorum ve piyano da satın almıyorum; ekmek, et, giysi ve konut vs. alıyorum. Dokumacılar bile örneğin şöyle diyebilir: Almam gereken malzeme daha pahalı olmasına rağmen, ihtiyaçlarımın sadece çok küçük bir kısmının pahalı olmasına neden oldum fakat kendi toplam ihtiyacımı karşılayacak olan bütün maaşımı arttırdım.
Şahsi bencilliğin bu ve benzeri itirazlarına cevap P.J. Proudhon’a borçlu olduğumuz temel, kapsayıcı biçim ile anında verilebilir: “Ekonomik meselelerde sıradan özel kişi için doğru olarak düşünülen [şey], kişi onu tüm topluma uygulamak istediği anda yanlışa dönüşür.”
Ücret mücadelelerinde işçiler, tıpkı kapitalist toplumun katılımcılarının hareket etmesi gerektiği gibi, dirsekleri ile savaşan benciller gibi hareket ederler ve tek başlarına hiçbir şey elde edemeyeceklerinden örgütlü, birleşmiş benciller olarak savaşırlar. Örgütlü ve birleşmiş işçiler ekonominin bir kolunun yoldaşıdır. Tüm bu dernek-şubeleri, birlikte, kapitalist mal pazarının üreticileri rolünü oynayan işçilerin toplamını oluşturur. Bu rolde işçiler, kapitalist müteşebbislere karşı olduğunu düşündükleri, gerçekte tüketiciler olarak kendi kapasitelerine karşı olan bir mücadeleyi sürdürürler.
Sözüm ona kapitalist, sabit, elle tutulur bir figür değildir. Kabahatin elbette çoğunun atfedilebileceği kapitalist bir aracıdır, fakat işçinin üretici olarak militanca ona yöneltmek istediği yumruklar hedefi ıskalar. İşçi vurdukça vurur, fakat sanki mücerret bir seraba karşı vuruyor gibidir ve yumrukları kendi geri düşer.
Kapitalizm içinden mücadelelerde sadece kapitalist olarak savaşanlar gerçek zaferler kazanabilirler, diğer bir deyişle kalıcı avantajlar elde ederler. Bir mühendis, müdür ya da satış elemanı şahsi özellikleri ya da bilgisi nedeniyle kendi işvereni için vazgeçilmez ise, bir gün şunu söyleyebilir: Şu ana kadar 20.000 Mark ücret aldım, bana 100.000 ver yoksa rekabetin safına geçeceğim! Bunda başarılı olursa, hayatının geri kalanı için belki de son zaferi elde etmiş olacaktır. Bir kapitalist gibi hareket etmiştir. Bencillikle bencilce savaşmıştır. O halde bir bireysel işçi kendisini zaman zaman vazgeçilmez kılabilir, hayat içindeki konumunu iyileştirebilir ya da tümüyle servet alanına geçiş yapar. Fakat işçiler kendi sendikalarında mücadele ettikçe kendilerini sayıya indirger; her biri şahsen önemsizleşir. Bu nedenle işçiler çarkın dişlisi olarak rollerini kabul ederler. Sadece bir bütünün parçaları olarak hareket ederler ve bütün onlara karşı tepki verir.
Böylelikle üreticiler olarak işçilerin mücadeleleri tüm malların üretiminin daha pahalı hale gelmesine sebep olur. Bu enflasyon, kısmen lüks malları etkilese bile, çoğunlukla zaruri kitle ihtiyaç mallarının fiyatlarında artış ile sonuçlanır. Doğrusu bu fiyat artış orantılı değil orantısız olur. Ücretler yükseldiğinde fiyatlar orantısız artar; ücretler düştüğünde ise fiyatlar orantısız bir şekilde yavaş ve az düşer.
Sonuçta bir süre sonra işçinin bir üretici rolü ile mücadelesi gerçeklikte tüketici olarak işçilere zarar verir.
Bu, pek çoğu için hayatı daha da güçleştiren yaşamsal maliyette olağandışı enflasyondan dolayı tümüyle ya da çoğunlukla işçilerin kendilerinin suçlanabileceği anlamına kesinlikle gelmez. Pek çok sebep vardır ve bencillik her zaman kabahatlidir, zira hiç genel ekonomi ve dolayısıyla kültür tanımaz. Bu faktörlerden biri, bu mücadelede en alt seviyede bile olsa kapitalizmin üyesi olmaya açıkça rıza göstermiş üreticilerin mücadelesidir. Kapitalistlerin kapitalistler olarak yaptığı her şey temeldir; işçilerin kapitalistler olarak yaptığı her şey proleterce temeldedir. Elbette ki bu ifade sadece onların rezil bir rolü kabul ettikleri anlamına gelir. Bu, onların rolleri dahilinde ve haricinde düzgün, cesur, yüce gönüllü, kahraman olabilecekleri gerçeğini değiştirmez. Hırsızlar bile kahraman olabilir, fakat ücret ve fiyat artışı mücadelelerinde işçiler bilmeden hırsızdırlar, kendi kendilerinin hırsızıdırlar.
Kimileri sendikaların grevlerle sadece ücret artışları için değil çalışma saatlerinin kısaltılması, diğer işçilerin şikâyetleri ile dayanışma sergileme, çalışma belgeleri, vs. için de mücadele ettiğini işaret edecektir.
Buna cevap şudur ki bu bağlam içerisinde tek ilgili etken ücret artışıdır ve bizim burada sendikalara karşı savaştığımızı düşünmek bariz bir yanlış anlaşılma olur! Ah hayır! Sendikaların kapitalizm içerisinde tümüyle gerekli bir örgüt olduğu burada kabul edilmiştir. Burada gerçekte ne söylenmekte olduğunun nihayetinde anlaşılmasına müsaade edin. İşçilerin devrimci bir sınıf olmadığı, fakat kapitalizm altında yaşaması ve ölmesi gereken bir grup yoksul gariban olduğu burada kabul edilmiştir. Belediyelerin, devletin “sosyal politikasının”, işçi partisinin proleter politikalarının, işçi sendikalarının proleter mücadelesinin ve sendika fonunun, hepsinin işçiler için ihtiyaç olduğu burada teslim edilmiştir. Ayrıca yoksul işçilerin, bütünün çıkarlarına, hatta tüm emek gücünün çıkarlarına her zaman saygı gösteremediği de kabullenilmektedir. Çeşitli ekonomik sektörler kendi bencil mücadelelerini vermelidir, zira her sektör diğer sektörlere nispetle azınlıktır ve artan geçim gideri enflasyonunu göz önünde tutarak kendisini savunmalıdır.
Fakat burada tanınan, teslim edilen ve kabul edilen her şey, işçilerin üretici rollerini kapitalizmin yoksul, en alt seviyesi olarak değil de devrimin ve sosyalizmin kader tarafından seçilmiş taşıyıcıları şeklinde anlamak isteyen Marksizme bir darbedir.
Sendikalar her zaman devrimci çalkantının bir unsuru olmuşlardır ve içkin bir genel grev çağrısı yapma temayülüne sahiptir. Kooperatifler sosyalizme doğru mütevazı ve bilinçsiz olsa da bir ilk adımdır. Eğer bu iki hareket daha güçlü ve daha saldırgan olup bütünleyiciliğinin farkına varırsa, o zaman ekonomideki felç öyle bunaltıcı bir şekilde tehdit eder ki bir emniyet vanasının açılması gerekir ve her iki ekonomik alandaki koalisyon ya sınırlandırılır ya da tümüyle yasaklanır.
Burada söylüyorum: Hayır! Tüm bunlar, işçiler kapitalizmden nasıl çıkılacağını anlamadığı müddetçe kapitalizm altında gereklidir. Fakat tüm bunlar sadece kapitalizmin fasit döngüsü içinde daire çizmeye neden olur. Kapitalist üretim içerisinde ne olursa olsun sadece kapitalizmin daha derinlerine sürükler ama ondan çıkışı asla sağlamaz.
Aynı şeye bir başka açıdan bir kere daha bakalım. Kapitalist – Marx ve diğerlerinin kapsamlı şekilde ve pek çok değerli, ayrıntılı pek çok tanımla gösterdikleri gibi – işçilere karşı gasp suçu işlemektedir; kapitalist eylemleri ile sizin hiçbir emek aracınızın, hiçbir iş-yerinizin ve teşebbüs aracınızın olmadığını; işçilerin büyük sayılarda, genellikle ihtiyaçlarından daha fazla sayıda olduğunu o yüzden onların önerdiği ücrete çalışmaları gerektiğini söyler. Kapitalistler, açık bir anlaşmaya ihtiyaç duymaksızın, işçilere karşı basbayağı aynı davranışı sergilerler, fakat ulusal ve uluslararası ölçekte birbirlerine karşı sert bir rekabette kilitli kalırlar. Bundan iki dizi gerçek çıkar: düşük ücretler ve düşük fiyatlar. Fakat eğer işçiler bu gaspa karşı ihtiyaçtan ve doğru bir şekilde birleşir ve cevap verirse – Yüksek ücret ödemeyi reddederseniz hiçbirimiz çalışmayacağız – o zaman sonuç şu olur: yüksek ücretler ve yüksek fiyatlar. Bunun üstüne kapitalistler de önce karşılıklı destek ve işçilerin baskısına karşı güvenlik için, ikinci olarak ücret sabitleme için kartellerle birleşirse, o zaman ücretleri artırmak çok daha güç, fiyatları yükseltmek ise çok daha kolay olacaktır. Ardından ucuz yabancı rekabete karşı gümrük-koruma gelecektir. Bazen de yabancı ülkelerden veya en azından kırsal bölgelerden ucuz, talep sahibi olmayan işçilerle, ya da erkek işçilerin kadın işçilerle, vasıflı işçilerin vasıfsız işçilerle, el emeğinin makinelerle ikamesi gelecektir. Görülebileceği üzere kapitalizmin, işçiler fiyatları değil de sadece ücretleri etkileyebildikleri müddetçe, her zaman avantajı olacaktır.
Bu bakımdan eğer işçiler kapitalist mal pazarı için üretici olarak rollerini sürdürürse ve fakat buna karşın kendi durumlarını radikal bir biçimde iyileştirmek isterlerse, diğer bir deyişle kapitalin çıkarlarından kendileri için bir pay alırlarsa, bu durumda ücretleri ve aynı zamanda düşük fiyatları hedeflemekten başka bir seçenekleri kalmaz. İşçiler, sosyalist örgüt biçimini, bir kooperatifi, kendi tüketimlerinin hizmetine koyup böylelikle aracıların bir kısmını yaşamdaki ihtiyaçlarının bir kısmından – gıda, konut, giysi, ev eşyaları vs. – tasfiye edebildikleri takdirde, kendi kendine-yardım ile belli bir dereceye kadar, kapitalizm içerisinde bile bu yönde hareket edebilirler. Dolayısıyla sendikalarda örgütlenen, görece yüksek ücret alan işçiler, tüketici kooperatiflerinde (buna konut kooperatifleri de dâhil) görece düşük fiyatlarda ihtiyaçlarını karşıladıklarında başarılarının bir kısmının keyfini gerçekten de çıkarma şansına sahip olurlar.
Kapitalist kârın bir kısmını işçilerin ellerine aktarmanın bir başka radikal yolu, diğer bir deyişle, servetin müsaderesi, devlet ya da belediye yasası ile eşanlı asgari ücret ve azami fiyat belirlemektir. Bu, orta çağ komünlerinin aracılığıydı ve Fransız devriminde – gerçek başarı olmaksızın – fiilen denendiğinden daha çok önerilmişti. Hadi koşulların tümüyle farklı olduğu ve tabiri caizse gerçek kültürün ve toplumun olduğu Orta Çağlar’ın komünal politikalarına itibar etmeyelim. Bu tür bir servet müsaderesi belki sert geçiş zamanlarında geçici olarak tavsiye edilebilir bir devrimci sınıf politikasıdır fakat en fazla sosyalizme giden yolda sadece küçük bir adımdır, sosyalizmin kendisi değildir zira sosyalizm kesinlikle sert bir cerrahi müdahale değil, daimi sıhhattir.
Her iki izlenen yolda – sendika ücretleri ve kooperatif fiyatlarının bileşimi ile eş anlı yüksek ücret ve düşük fiyat sabitleme yasası – amatörce ve sadece geçişsel kapitalizm ve sosyalizm alaşımına sahiptir. Tüketimin örgütlenmesi sosyalizmin başlangıcıdır; üreticilerin mücadelesi kapitalizmin çürüme belirtisidir. Yüksek ücretler ve düşük fiyatlar eşanlı, ürkütücü bir uyuşmazlıktır ve kapitalist bir toplum, hükümetin yüksek ücret ve düşük fiyat uygulamasından daha fazla, güçlü bir sendika hareketi ve sağlam bir tüketici-işbirliği hareketinin eşanlı etkilerini atlatamaz.
Böylesi sabitlenmiş bir para değeri – ki her iki durumda da sahip olacağımız şeydir – korkunç bir patlama tesis edecektir ve devlet ve toplumun iflasının başlangıcı olacaktır.
Bu şiddetli bir devrimin işareti olabilir fakat elbette bir kez daha kapitalizm paçasını kurtaracaktır. Bugün bile sendika ve kooperatif hareketlere yan bakılmaktadır. Sendikalar her zaman devrimci çalkantının bir unsuru olmuşlardır ve içkin bir genel grev çağrısı yapma temayülüne sahiptir. Kooperatifler sosyalizme doğru mütevazı ve bilinçsiz olsa da bir ilk adımdır. Eğer bu iki hareket daha güçlü ve daha saldırgan olup bütünleyiciliğinin farkına varırsa, o zaman ekonomideki felç öyle bunaltıcı bir şekilde tehdit eder ki bir emniyet vanasının açılması gerekir ve her iki ekonomik alandaki koalisyon ya sınırlandırılır ya da tümüyle yasaklanır.
Hiçbir toplum ne yüksek ücretler ve düşük fiyatlarla ne de düşük ücretler ve yüksek fiyatlarla var olamaz. Görece barış zamanlarında, kapitalistler ve işçiler kendi kör şahsi bencillikleri içinde yüksek fiyatlar ve yüksek maaşlar ve ücretler peşinde koşmaktan kaçınmayacaktır ve böylelikle lükse tamahı ve tatminsizliği, yaşamdan memnuniyetsizliği, para elde etmede güçlükleri, iş durdurmaları, kronik krizleri ve ekonomik durgunluğu çoğaltacaktır. Devrim sırasında eğilim, 1848’de Proudhon’un müthiş bir şekilde ve fakat başarısızlıkla savunduğu gibi, düşük fiyatlar! düşük gelir! düşük ücretler! olacaktır ve inşallah bu sefer bu düşünce galip gelecektir. Özgürlük, mobilite, neşeli bir haleti ruhiye, daha hızlı para dolaşımı, daha kolay bir yaşam, mütevazi neşe ve saf masumiyet ile sonuçlanacaktır.
Çev: Nesrin Aytekin

https://itaatsiz.org/?p=5524
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]

İkinci El Eşya Kategorileri

İkinci El Eşya Kategorileri

İkinci El Eşya Kategorileri
İkinci el eşya kategorileri belli sınıflandırmalar yapılarak alım satım işlemleri gerçekleştirilmektedir. Bu kategoriler bazen elektronik eşyalar kendi içinde ayrı ayrı ya da pek çoğunu barındırarak bazen sadece mobilya kategorilerini barındırarak yapılmaktadır. Otomobil için ikinci el başlı başına bir kategori olurken bazı ikinci eşya mağazalarında ise cep telefonları ve aksesuarları üzerine yapılmaktadır.
İkinci el eşya kategorileri kendi içindeki sınıflandırmalar ile günümüzde pek çok alım satım işlemlerini gerçekleştirilmektedir. Bu doğrultuda verilen hizmetlerin günümüzde geldiği nokta da maksimum seviyededir. Alacağınız eşyanın kategorisine göre yapacağınız ufak çapta bir araştırma ile aşağı yukarı bir fikir sahibi yapmaktadır. Hatta günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte çoğu ikinci el eşya mağazalarının web siteleri de bulunmaktadır. Bu web siteleri ile birlikte bir de sosyal medya kullanımı hem satıcılar için hem de alıcılar için büyük kolaylık sağlamaktadır. İkinci el eşya araştırması için kullanılan sosyal medya sayesinde ne var ne yok çok rahat bir şekilde bakılabilmektedir.
İkinci el eşya kategorileri için yapmak istediğiniz araştırmaları önce oturduğunuz yerden sosyal medya ya da web sitesi üzerinden yapılarak bir fikir sahibi oluşturmaya yeterlidir. Bu araştırmaları yapacağınız ikinci el eşya mağazalarının web sitelerini, sosyal medyalarını incelerken dikkat etmeniz gereken nokta güncel olup olmama durumudur. Oldukça güncel çalışmalar yapılan bir web siteleri sosyal medyalar sizlerin çok daha rahat fikir sahibi olmanıza yardımcı olmaktadır. Güncel olma durumu da bir ürünün ne zaman yüklendiği satılıp satılmadığına dair güncel bir bilgi vermesi gibi pek çok özelliklerinden anlayabilirsiniz.
İkinci el eşya kategorileri için yapacağınız şey alacağınız almayı planladığınız ya da belki alacağınız bir eşyanın ne olduğuna göre belirlenebilmektedir. Dolayısı ile almayı planladığınız eşyaya göre ikinci el eşya mağazaları belirlenir. İkinci el eşya mağazalarının büyüklüğüne göre ya pek çok kategorileri içinde barındırmakta ya da belli bir kalem birkaç kalem üzerinden yapılabilmektedir. Buna göre belirlenecek yol da sizin için çok daha büyük avantajlar sağlayacak ve mutluluğu maddi manevi olarak yaşayacaksınız.
submitted by gunerkan to u/gunerkan [link] [comments]

Güney Koreli felsefeci, kültür kuramcısı Byung-Chul Han: Koronavirüs bizi bir ‘sağ kalma toplumuna’ indirgedi

Ahmet Çınar
Güney Koreli felsefeci, kültür kuramcısı, yazar Byung-Chul Han, koronavirüsle birlikte ortaya çıkan toplumu “İyi yaşama duygusunu tamamen kaybeden, hazzın da sağlığa feda edildiği bir sağ kalma toplumu” olarak nitelendiriyor. İspanya merkezli uluslararası haber Ajansı EFE muhabirleri Carmen Sigüenza ve Esther Rebollo’nun sorularını yanıtlayan Han, “Bu gidişle sanki daimi bir savaş halinde yaşıyormuşuz gibi, sağ kalmak nihai gerçeğimiz haline gelecek” diyor. EFE’de yayımlanan söyleşiyi Ayşen Tekşen’in çevirisiyle paylaşıyoruz.
Güney Koreli felsefeci, kültür kuramcısı, yazar Byung-Chul Han, Efe’yle bir röportajında Covid-19 sonrası dünyayı böyle gördüğünü anlatıyor: “İyi yaşama duygusunu tamamen kaybeden, hazzın da sağlığa feda edildiği bir sağ kalma toplumu.”
1959’da Seul’de doğan Han, halen yaşadığı Almanya’da felsefe, edebiyat ve teoloji çalıştı. Kaçınılmaz olarak toplumu tükenme noktasına götüren aşırı bilgi ve olumluluğun, aşırı şeffaflık ve aşırı tüketimciliğin istilası altında olduğunu belirttiği modern toplumu eleştiren önemli seslerden birisi.
Hem yerel hem de küresel şöhrete sahip Koreli felsefeci, koronavirüsün gözetleme rejimleri ve biyopolitik karantinalar dayatmasına, özgürlükleri daraltmasına, hazza son vermesine ve kitlesel histeri ve korku ortamında bir insaniyet yoksunluğunu açığa çıkarmasına dair endişelerini EFE’yle paylaştı.
Han, Covid-19’un gizli sosyal farklılıkları ortaya çıkardığını vurgularken, “küreselleşmenin ilkelerinden birinin kârları maksimize etmek” olduğuna, “sermayenin insan sevmediğine” ve “ölümün demokratik olmadığına” dikkat çekiyor. Ona göre, salgının zirve noktasında bu nitelikler “ABD ve Avrupa’da pek çok hayata mal oldu.”
Byung-Chul Han bu krizin “dünyanın gücünün Batıdan uzaklaşarak biraz daha Asya’ya doğru kaymasına” yol açacağından emin –bu, yeni bir çağın şafağı.
Covid-19 insanın savunmasızlığını demokratikleştirdi. Artık daha kırılgan ve daha yönlendirilebilir olduğumuzu düşünüyor musunuz? Otoriterizm ve popülizmin kucağına düşmemiz daha mı kolay olacak?
Covid-19 şu anda insanın savunmasızlık ya da ölümlülüğünün demokratik olmadığını ama sosyal konuma bağlı olduğunu gösteriyor. Ölüm demokratik değildir. Covid-19 hiçbir şeyi değiştirmedi. Ölüm hiçbir zaman demokratik olmamıştı. Özel olarak salgın ise toplumlardaki farklılıkları ve toplumsal değişimi açığa çıkarıyor. Birleşik Devletleri düşünün. Diğer gruplarla kıyaslandığında, çok daha fazla sayıda Afro-Amerikalı ölüyor. Aynı durum Fransa için de geçerli. Paris’i düşük gelirli kenar mahallelere bağlayan metro vagonları tıka basa doluysa sokağa çıkma yasağının ne anlamı var? Banliyöden gelen göçmen kökenli yoksul emekçiler temastan kaçınamaz ve Covid-19 nedeniyle ölür. Çalışmak zorundasınızdır. Bakıcılar, fabrika çalışanları, temizlikçiler, satıcılar ya da çöpçüler evden çalışamaz. Öte yandan, zenginler şehir dışındaki villalarına çekilirler. Dolayısıyla, salgın sadece tıbbi değil aynı zamanda sosyal bir sorundur. Almanya’da ölü sayısının o kadar yükselmemesinin bir başka nedeni de sosyal sorunların diğer Avrupa ülkeleri ve ABD’deki kadar ciddi olmamasıdır. Almanya’daki sağlık hizmetleri sistemi ABD, Fransa, İngiltere ya da İtalya’dakinden çok daha iyi durumdadır. Ama Covid-19 Almanya’da bile sosyal farklılıkları ortaya çıkarır. Almanya’da da sosyal açıdan zayıf olan daha önce ölür. Arabanın masrafını karşılayamayan yoksullar otobüsler, tramvaylar ve metrolara doluşur. Covid-19 bize ikinci sınıf bir toplumda yaşadığımızı gösterir. İkinci sorun ise Covid-19’un demokrasiye uygun olmamasıdır. Korkunun otokrasinin beşiği olduğu gayet iyi bilinir. Bir kriz durumunda insanlar güçlü liderler ister. Viktor Orban büyük ölçüde bundan yararlanıyor. Olağanüstü hali normalmiş gibi gösteriyor. Ve bu da demokrasinin sonudur.
Özgürlük ya da güvenlik? Salgınla mücadele için ödeyeceğimiz bedel nedir?
Salgın nedeniyle bir biyopolitik gözetleme rejimine doğru ilerliyoruz. Yalnızca iletişimimizi değil bedenlerimizi de: sağlığımız dijital gözetlemeye tabi olacak. Kanadalı yazar Naomi Klein’a göre, krizler yeni bir kurallar sisteminin habercisidir. Bu salgın şoku, sürekli olarak sağlık durumumuzu izleyen bir biyopolitik disiplin toplumunda, denetleme ve izleme sistemiyle bedenlerimizin kontrolünü ele geçiren dijital biyopolitikanın küresel olarak yerleşmesini sağlayacak. Batı, salgın şoku karşısında liberal ilkelerinden vaz geçmek zorunda kalacak. Sonra da özgürlüğümüzü kalıcı olarak kısıtlayan bir biyopolitik karantina toplumuyla karşı karşıya kalacak.
İnsanların yaşamında korku ve güvensizliğin sonuçları nelerdir?
Virüs bir aynadır. Nasıl bir toplumda yaşadığımızı gösterir. Önünde sonunda ölüm korkusuna dayalı olan bir sağ kalma toplumunda yaşıyoruz. Bugün, sanki daimi bir savaş haline yaşıyormuşuz gibi, sağ kalmak nihai gerçeğimiz haline geliyor. Yaşamın tüm güçleri yaşamı uzatmak için kullanılıyor. Sağ kalma toplumları iyi yaşama duygusunu tümüyle yitirir. Haz, kendi içinde bir amaç durumuna yükseltilen sağlığa feda edilir. Sigara yasağı örneğindeki katı yaklaşım sağ kalma histerisine tanıklık eder. Hayat giderek yalnızca sağ kalma çabasına dönüştükçe ölüm korkusu da artar. Salgın, özenle bastırdığımız ve dışladığımız ölümü tekrar görünür kılar. Kitlesel medyada sürekli olarak ölümün yer alması insanları sinirlendirir. Sağ kalma histerisi toplumu fazlasıyla acımasız yapar. Komşunuz, uzak durulması gereken olası virüs taşıyıcısıdır. Yaşlı insanların bakım evlerinde yalnız ölmesi gerekir çünkü bulaşma riski nedeniyle kimsenin onları ziyaret etmesine izin verilmez. Yaşamı birkaç ay uzatmak yalnız ölmekten daha mı iyidir? Sağ kalma histerimiz sayesinde iyi bir yaşamın ne olduğunu tamamen unuttuk. Sağ kalmak için, hayatı yaşanmaya değer kılan her şeyi gönüllü olarak feda ettik: sosyallik, topluluk ve yakınlık. Salgın göz önüne alınarak, temel hakların radikal biçimde kısıtlanması hiç tartışmasız kabullenildi. Paskalyada bile dini törenler yasaklandı. Papazlar da sosyal mesafe uyguladı ve koruyucu maske taktı. İmanı sağ kalmaya feda ettiler. Mesafeyi korumak iyilik anlamına geliyor. Virüs bilimi ilahiyatın gücünü elinden alıyor. Herkes mutlak yorum egemenliğine sahip virologları dinliyor. Yeniden diriliş hikayesinin yerini sağlık ve sağ kalma ideolojisi alıyor. İnanç, virüs karşısında yozlaşarak bir güldürüye dönüşüyor. Ve bizim Papa Francis? Aziz Francis cüzzamlılara sarılmıştı… Virüs korkusu ve paniği abartılıyor. Almanya’da koronavirüs nedeniyle ölenlerin yaş ortalaması 80 ya da 81. Almanya’da ortalama yaşam beklentisi 80,5. Virüse verdiğimiz panik tepkisi toplumumuzda bir şeylerin yanlış olduğunu gösteriyor.
Koronavirüs sonrası toplumumuz doğaya daha fazla saygı duyar mı, daha adil ve iyi olur mu? Yoksa bizi daha bencil ve bireyci mi yapar?
“Denizci Sinbad” diye bir masal var. Sinbad bir seyahatinde Cennet bahçesine benzeyen küçük bir adaya varır. O ve yanındakiler adada ziyafet çeker, yürüyüş yapar ve bir ateş yakarak kutlarlar. Sonra aniden ada eğrilir. Ağaçlar eğrilir. Aslında ada dedikleri şey uzun zamandır hareketsiz olduğu için üzerinde kum biriken ve ağaçlar büyüyen dev bir balığın sırtıdır. Sırtında yakılan ateş balığı rahatsız etmiştir. Balık derine dalar ve Sinbad denize düşer. Bu masal bir meseldir: insanda temel bir körlük olduğunu öğretir. Neyin üstünde durduğunu bile göremez ve kendi yıkımını hazırlar. Alman yazar Arthur Schnitzler, yıkım merakı açısından insanlığı bir hastalıkla kıyaslar. Dünya üzerinde insafsızca çoğalan ve sonunda bizzat konakçıyı mahveden bir virüs ya da bakteri gibi davranırız. Büyüme ve yıkım birlikte gelir. Schnitzler insanların yalnızca ilkel seviyeleri anlayabileceğine inanır. Üst seviyelere ise bir bakteri kadar kördür. Dolayısıyla, insanlık tarihi -insanın ille de zarar verdiği- ilahi olana karşı sonsuz bir bir mücadelenin tarihidir. Salgın, insanın acımasızlığının bir ürünüdür. Son derece hassas olan ekosisteme acımasızca müdahale ederiz. Paleontolog Andrew Knoll insanın evrim pastasının yalnızca kreması olduğunu söyler. Gerçek pasta ise o narin yüzeyi istediği zaman yarıp geçme ya da istila etme tehdidi içeren bakteri ve virüslerden oluşur. Bir balığın sırtının güvenli bir ada olduğunu sanan denizci Sinbad insan cehaletinin kalıcı bir metaforudur. Doğa güçleri tarafından uçurumun derinlerine atılarak parçalanması sadece bir an meselesiyken, insan kendisinin güvende olduğunu düşünür. İnsanın doğaya sergilediği şiddet daha güçlü olarak ona geri döner. Bu, Antroposen diyalektiğidir. Bu İnsan Çağında, insanoğlu hiç olmadığı kadar büyük tehdit altındadır.
Covid-19 küreselleşme için ölümcül bir yara mıdır?
Küreselleşmenin ilkelerinden biri de kârları maksimize etmektir. Örneğin, koruyucu maske ya da ilaç gibi tıbbi ürünlerin üretimi Asya’ya taşınmıştır. Bu durum, Avrupa ve ABD’nde pek çok yaşama mal oldu. Sermaye insan sevmez. Artık insanlar için değil sermaye için iş yapıyoruz. Marx sermayenin insanı üreme organına indirgediğini söylemişti. Bugün aşırı uçlara taşınan bireysel özgürlük, bizzat sermaye fazlasından başka bir şey değildir. Kendimizi tatmin ettiğimiz inancıyla kendimizi sömürüyoruz. Ama gerçekte birer hizmetçiyiz. Kafka, öz-sömürünün paradoksal mantığına dikkat çekmiştir: hayvan, kırbacı efendinin elinden çekip alır ve efendi olmak için kendini kırbaçlar. Neoliberal rejimde insanlar böylesine saçma bir durumdadır. İnsanlık, özgürlüğünü geri kazanmalıdır.
Koronavirüs ve yarattığı sonuçlar dünya düzenini değiştirir mi? Dünya gücünü kontrol etme ve ona egemen olma mücadelesini kim kazanır? Çin, ABD karşısında güçlenir mi?
Olasılıkla Covid-19 Avrupa ve ABD için hayra alamet değil. Virüs fiziksel bir sınavdır. Liberalizme pek de değer vermeyen Asya ülkeleri -Batı için hayal bile edilemez olan- dijital biyo-politik gözetlemelerin yardımıyla hızla salgını kontrol altına aldılar. Avrupa ve ABD sürüklenip duruyor. Salgın karşısında pulları dökülüyor. Zizek virüsün Çin rejimini devireceğini iddia etti. Zizek yanılıyor. Bunların hiçbiri olmayacak. Virüs Çin’in gelişimini durduramayacağı gibi tam aksi olacak. Çin şimdi salgına karşı başarılı bir model olarak kendi otokrat gözetleme devletini de satacak. Eskisinden daha büyük bir gururla, dünyaya kendi sisteminin üstünlüğünü gösterecek. Covid-19 dünya gücünün biraz daha Asya’ya doğru kaymasını sağlayacak. Bu açıdan bakıldığında, virüs bir dönemin bitişine işaret eder.
(Çeviri: Ayşen Tekşen)
Byung-Chul Han kimdir?
Güney Koreli yazar ve kültür kuramcısı. 1959’da Seul’de doğdu. 1980’lerde Almanya’ya taşınarak felsefe, Alman edebiyatı ve Katolik teolojisine yoğunlaştı. Freiburg’da doktorasını tamamladıktan sonra 2000 yılında Basel Üniversitesi’nin felsefe bölümüne katıldı. Akademik kariyerine çeşitli üniversitelerde devam eden Han, araştırmalarında on sekiz, on dokuz ve yirminci yüzyıl felsefesi, etik, fenomenoloji, kültür kuramı, estetik, din, medya kuramı ve kültürlerarası felsefe gibi konulara yöneldi. Günümüz toplumuna dair derinlikli çözümleme ve eleştirileriyle dikkat çeken Han, 2012 yılından beri Berlin Sanat Üniversitesi’nde ders veriyor. Bazıları birçok dile çevrilmiş on altı kitabı bulunan yazarın eserleri arasında şunlar sayılabilir: Şiddetin Topolojisi, Şeffaflık Toplumu, Zamanın Kokusu, Psikopolitika, Eros’un Istırabı
https://www.a3haber.com/2020/05/21/guney-koreli-felsefeci-kultur-kuramcisi-byung-chul-han-koronavirus-bizi-bir-sag-kalma-toplumuna-indirgedi/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]

Covid-19 Döneminde Fiyat Fırsatçılığı ve Fiyat Takibi Çözümleri

Online Daha Popüler Hale Geldi.

Coronavirus, 2020’de birçok satın alma alışkanlığını değiştirdi. Bugünün pandemik durumunun endişesi ile Peraklende kullanıcıları farklı bir satın alma süreci oluşturdu. Online alışverişde son günlerde daha popüler hale geldi. Hastalık korkusu alışkanlıklarımızı değiştirdi. Böyle kriz zamanlarında, endişeli satın alma alışkanlıklarının kaçınılmaz doğası nedeniyle perakendeciler “daha ​​fazla satış” için kullanıcıları yönlendirebilirler.
Fiyat Fırsatçılığı ve Fiyat Takip Çözümleri Hükümetler ve yerel yönetimler, pandemik durum korkusunu kullanarak insanların aşırı fiyatlarda ürün satış yapmasını önlemek için önlemler almaktadır. Ancak, sadece onlar değil. Amazon, Hepsiburada, Trendyol, N11 gibi pazar yeri web siteleri de bu durumu ciddiye alıyor.
“Fiyat Fırsatçılığı” aşırı fiyatlara ürün satarak avantaj elde etmek isteyenlerin terimidir. Kullanıcılar aslında Ürünleri normal fiyata satın alıyorlar ve yine de daha fazla fiyata satmak istiyorlar. Ve satıcılar haksız kazançlı satış süreçleri arayan bu insanları bulmaya çalışıyorlar.
COVID-19 korkusuyla, insanlar sağlıkla ilgili ürünlerin daha fazlasını satın alma eğilimi geliştirdiler. El dezenfektanları, maskeler, vitaminler ve bağışıklık sistemi güçlendiriciler her zamankinden daha fazla satıyorlar. Ne yazık ki, bu ürünler için daha fazla fiyat artışı oluyor.
BotanikEcza.Com CEO’su Ebubekir ÖZDOĞAN konu ile ilgili olarak bu süreçte piyasayı yakından takip ettiklerini, özellikle El dezenfektanları, c-vitaminlerinin, multivitaminlerin ve bağışıklık sistemi güçlendiricilerici destek ürünlerinin bu dönemde normal talepden %300′ daha fazla arttığını ileterek buna orantılı olarak da sektörde bazı oyuncuların fiyat artışı gerçekleştirdiklerini üzülerek takip ettiklerini iletti.
New York Times’ın bir makalesine göre, Amerika Birleşik Devletleri’nde, Matt ve Noah Colvin tüm el dezenfektan ürünlerini Dollar Tree, Walmart, Staples ve Home Depot gibi yerlerden almaya karar verdiler. El dezenfektanlarının raflarını boşalttılar. Bununla birlikte, bu dezenfektanları sağlık veya kaygı sorunları için satın almadılar. Fiyat artışı ile haksız para kazanma istiyorlardı. Amazon’daki her ürünü aşırı fiyatlarla listelediler. 8 ila 70 $ arasında farklı fiyatlarla 300 ürün sattılar. Aldıkları parayı çok sevdiler ve daha fazlasını istediler.
Amazon ve e-bay gibi web sitelerinin, her gün fiyatlardaki anormallikleri anlamak için kendi fiyat izleme araçları vardır. Fiyat izleme teknolojileri, online satış / satın alma alışkanlıklarının gerçek niyetlerini gerçekleştirmek için çığır açan bir temel oluşturmaktadır. Fiyat takip programları teknolojisi ile kimin hangi fiyata sattığını bilmek sadece satış stratejilerimizi değil, daha iyi bir yer için dünyayı da değiştirebilir. Kötü Niyetlerin ve aşırı fiyatların belirlenmesi herkes için daha iyi eylemler getirebilir.
submitted by pricemonitoring to u/pricemonitoring [link] [comments]

Amazon Fiyat Takibi

Amazon fiyat takibi yazımızla burada uygulanan fiyat politikasıyla daha fazla bilgiye sahip olacaksınız. E-ticaretteki fiyat değişiklikleri perakendeciler için çok önemli bir bilgi olabilir. E-ticaret dünyasında, her şirket Amazon gibi büyük bir platformun satış stratejileri için bu tür bilgiler sağlayabileceğini biliyor. Fiyat karşılaştırması ile ilgili bu tür bilgilere sahip olabilmek için iyi bir teknoloji kullanılmalıdır. Amazon’daki iyi bir fiyat karşılaştırma yazılımı ile Amazon’daki tüm satıcılarla rekabet etmek için daha iyi iş stratejisi oluşturabilirsiniz. Ürünlerinizi takip etmek, rekabette büyük bir fark yaratabilir.
Amazon’daki fiyat değişiklikleri, satış analizi için önemli bir bilgi olarak kullanılabilir. 2019’un sonunda, Amazon’un ürün fiyatlarını günde 4 kez değiştirdiği biliniyor. Amazon’un her olası ürününde, e-ticarette satış başarısı için fiyatlarda net bir değişiklik görebiliriz.

Amazon Fiyat Alarmı

Amazon oldukça rekabetçi bir perakendeci ve kendi satıcıları ile rekabet etmek istiyor. Ürünlerini Amazon’da satmak isteyen farklı perakendeciler Amazon’un kendisiyle rekabet etmelidir. Kendi satıcılarıyla rekabet etmek için Amazon kendi ürünlerinin fiyatlarını değiştirir ve bu yüzden satıcılar arasında en ucuz seçenek olarak kalır. Amazon’da iyi bir satış başarısı elde etmek için fiyat izleme özelliği çok önemlidir. Fiyatlarınızı rakiplerinizle birlikte takip etmek, satışlarınızı artırmak için kullanabileceğiniz harika bir iş analizi oluşturabilir.
Amazon fiyat stratejisi farklı kalıplar tarafından geliştirilmiştir. Bu modeller diğer tüm e-ticaret platformlarından farklıdır. Bu yüzden Amazon şu anda e-ticarette en önemli yere sahip.
PriceRest, platformdaki fiyatları kontrol etmek isteyen herhangi bir satıcı için bir Amazon fiyat takibi ve karşılaştırma özelliği sağlar. PriceRest, fiyatlar arasındaki farkları gösteren raporlar ve analizler sunar. Fiyat karşılaştırması ile ilgili PriceRest bilgilerini kullanarak, Amazon’daki fiyat değişikliklerinin nedenleri ve zamanlaması ile ilgili olarak açıkça inşa edebilir ve analiz edebilirsiniz. Ayrıca yeni işlemler yapabilir ve fiyatları buna göre yeniden ayarlayabilirsiniz.
PriceRest, kullanıcılarına Amazon satışlarıyla ilgili fiyatlandırma stratejilerini tanımlamaları için bilgi sağlar. Ürün Fiyatları değiştiğinde kullanıcılar anında bilgilendirilir. Bu durum perakendecilerin fiyatlarını güncellemelerine ve ilgili bir seçenek olarak rekabette kalmalarına yardımcı olabilir.

Amazon Geçmiş Fiyat Değişimlerini Neden Göstermiyor?

Amazon geçmiş fiyatları göstermez, ancak PriceRest akıllı fiyat takibi özellikleri ile Amazon Fiyat Düşüşlerini izleyebilirsiniz. Ve bu bilgilerle perakendeciler rekabete ayak uydurmak için kendi iş stratejilerini oluşturabilirler. PriceRest, stratejiler, algoritmalar ve satışlar oluşturmaya yardımcı olan gelişmiş teknolojik ilerlemeden oluşur. PriceRest ile rakip firmalarınızla her ölçekte rekabet edebileceksiniz. İyi kararlar vererek pazardaki her adımı optimize ederken ürünlerinizi Amazon’daki platformlarda satabileceksiniz.
submitted by pricemonitoring to u/pricemonitoring [link] [comments]

Seo Uyumlu Makale Nasıl Yazılır

Pazarlama bütçenizi artırmadan büyümek ister misiniz? Cevabınız evet ise, sizin için bazı şeyler var.
Arama motoru optimizasyonu (SEO) ile, web siteleri güçlü otoriteye ve iyi bir backlink profiline sahip arama motorlarında daha yüksek bir yere sahiptir.
Web siteniz ana sayfada göründüğünde daha fazla tıklama, paylaşım, beğenme ve katılım elde edersiniz.
Sayfanızı kimse bulamazsa, en iyi yazılmış makaleler bile bir anlam ifade etmez.
Tabii ki, işinizi geliştirmek istiyorsanız, SEO uyumlu içerik yazdığınızdan emin olmalısınız.
Kolay olduğunu söylemiyorum.
Temel bilgileri öğrendikten ve içerik oluşturduktan sonra sürecinize dahil ettikten sonra, bunları iş yükünüze eklemeden iyi sonuçlar elde edeceğinizi göreceksiniz.
Kişi listenize e-posta pazarlama bültenleri ve iyi bir pazarlama hunisi gönderme gibi bazı tanıtım etkinlikleriyle bir şeyler başarabilirsiniz.
Ancak bugün için içeriği SEO için optimize edeceğiz.

İşte okuyacaklarınız.

  1. Başlıkları ve altyazıları kullanın
  2. Önceki içeriğe bağlantılar ekleyin
  3. Makale uzunluğunu optimize edin
  4. Anahtar kelimelerinizi dikkatlice seçin
  5. Fotoğraflarınızı optimize edin
  6. İçeriği kullanılabilir yapın
  7. Yüksek kaliteli içerik yazın
  8. İçerik optimizasyonu için araçlar.
SEO için optimize edilmiş bir makale ne anlama geliyor?
SEO için optimize edilmiş içerik, arama motorlarında önemli bir yer kaplayan bir şekilde oluşturulan içeriktir.
Bazı pazarlama uzmanları anahtar kelimelerle dolu olması gerektiğine inansa da, arama motorlarının içeriklerini bulmak istediğiniz konuya bulmasına, anlamasına ve bağlantılandırmasına yardımcı olmayı amaçlamaktadır.
Bu makalede okuduğunuz gibi, içeriğinizi SEO dostu bir şekilde oluşturmak, yayınlarınızı, videolarınızı ve diğer içerik biçimlerinizi anahtar kelimelere püskürtmekten daha fazlasıdır.

SEO İçeriği Dostu Nasıl Yapılır

  1. Başlıkları ve altyazıları kullanın
Başlıkları ve altyazıları kullanarak SEO optimizasyonunda önemli bir adım atıyorsunuz.
İnsanlar kolay okunabilen şeyleri paylaşma eğilimindedir.
Aynı şey arama motoru robotları için de geçerlidir. Web sitelerini aradığınızda, başlıklarını tanır ve içeriklerini daha iyi anlamak için kullanırlar, ör. Hangi bölümlerin en önemli olduğu.
Başlıklara ve alt başlıklara sahip anahtar kelimeler de doygunluğu artırır. Ancak, bu oyun sisteminden yararlanmamanız gerektiğini unutmayın.
Önceki içeriğe bağlantılar ekleyin
Arama motorlarının içeriği derecelendirmesinin bir yolu, aldıkları geri bağlantıların miktarına göre.
İyi içerik, hem harici hem de dahili olarak birçok geri bağlantı alma eğilimindedir.
Trafiği artırmak ve önceki içeriğinizi geliştirmek istiyorsanız, onu yeni yayınlarınıza bağlamayı unutmayın.
Bu, arama motoru robotlarının ve kişilerin en iyi makalelerini bulmalarına yardımcı olur.
Buna ek olarak, yüksek kaliteli ve saygın Web sitenizin geçerliliğine bağlantılar artırır. Daha iyi bağlantı sayısı arttıkça sayfanız arama sonuçlarında sıralanır.
Ayrıca metnin gövdesinde güvenilir kaynaklar kullanarak okuyucularınız arasında güven oluşturur.

3-Makalenizin uzunluğunu optimize edin

Google'ın son yıllarda daha uzun ve daha yüksek kaliteli içeriğin daha yüksek önceliğe sahip olduğunu göstermesidir. Amacı, kullanıcılarına mümkün olan en iyi cevapları vermektir. Bu genellikle kullanıcının isteğine en eksiksiz yanıt veren yayınlara sahip olmanız gerektiğini gösterir.
300 kelime yazmak artık yeterli değil.
Google Analytics Raporlarına bakın ve hangi yayınların daha yaygın olduğunu görün ilginç olduğunu öğrenin. En çok ziyaret edilenler hangileri en çok okunanlar?
Daha sonra en yüksek dönüşümü sağladı.
Ardından bu bilgileri, kitleye en uygun yaklaşımı bulmak için kullanın.
  1. Anahtar kelimelerinizi dikkatlice seçin
Bazı satıcılar oturup oturup yazmaya başlarlar. SEO optimizasyonunu dış kaynaklardan sağlıyorsunuz.
Diğerleri önce içeriklerine dahil etmek istedikleri anahtar kelimeleri yazarlar.
Bu benim tercih ettiğim yaklaşım.
Konu ile ilgili anahtar kelimeleri belirleyerek başlayın. Yapmanız gereken tek şey Google'dan bir tane gibi anahtar kelime planlama araçlarını kullanmak, Ahrefs veya SERPSTAT gibi gelişmiş bir SEO aracını kullanmak veya sizin için bir SEO ajansı kiralamaktır.
Bu işleme henüz başlamadıysanız, bu anahtar kelime araştırma kılavuzuyla başlamalısınız.
Yazmaya başladığınızda başlığı, başlıkları,
5-Fotoğraflarınızı optimize edin
Resimler, içeriğinizi ilginç ve paylaşılan hale getirmek için gereklidir. İnsanların web sitesi çekici ve alakalı fotoğraflar içeren bir şirketten ürün satın alma olasılığı daha yüksektir.
Resim dosyalarına anahtar kelimeler ekleyerek ve alternatif etiketler sağlayarak fotoğrafları optimize edebilirsiniz.
Fotoğraf boyutunu da optimize ettiğinizden Çok büyük görüntüler yükleme süresini yavaşlatır ve arama motoru optimizasyonuna zarar verir.
Görünürlük veya Görüntü kaliteden ödün vermeden mümkün olduğunca küçük hale getirin. Birçok görüntü işleme programı buna kendi yerleşik işlevleriyle izin verir. Bunu alamazsanız, alternatif bir Squoosh uygulaması, görüntü dosyalarınızı yeniden boyutlandırmanızı ve hızlı bir şekilde sıkıştırmanızı sağlayan ücretsiz bir araçtır.
6-İçeriği kullanılabilir yapın
Bu nedenle SEO açısından zengin ve insanların okumak istediği içerik açısından zengin ilginç bir makale yazmayı başardınız. Bir sonraki adım, paylaşılmasıdır. SharThis ve AddThis gibi web siteleri, kullanıcıların içeriği kolayca paylaşabilmeleri için web sitenize sosyal medya düğmeleri eklemenizi kolaylaştırır.
7-Yüksek kaliteli içerik yazın
Bu oldukça açık olmalı. İçeriği okumanın ve onlarla etkileşimde bulunmanın en iyi yolu yararlı ve eğlenceli içerik yazmaktır. Arama motorları, yüksek kaliteli web sitelerini alakalı içerikle ödüllendirir. Kalite, listedeki hemen hemen tüm diğer faktörlerden daha önemlidir.
submitted by emrecann150 to u/emrecann150 [link] [comments]

Hepsiburada Fiyat Takibi

Hepsiburada Fiyat Takibi

E-ticaretteki fiyat değişiklikleri perakendeciler için çok önemli bir bilgi olabilir. E-ticaret dünyasında, her şirket Hepsiburada, N11, Trendyol, Gittigidiyor gibi büyük platformun satış stratejileri için bu tür bilgiler sağlayabileceğini biliyor. Fiyat Takibi ve Fiyat Karşılaştırması ile ilgili bu tür bilgilere sahip olabilmek için iyi bir teknoloji kullanılmalıdır. Hepsiburada.Com’da iyi bir fiyat karşılaştırma yazılımı ile Hepsiburada’daki tüm satıcılarla rekabet etmek için daha iyi iş stratejisi oluşturabilirsiniz. Ürünlerinizi takip etmek rekabette büyük bir fark yaratabilir.
Hepsiburada oldukça rekabetçi bir perakendeci ve kendi satıcıları ile rekabet etmek istiyor. Ürünlerini Hepsiburada.Com’da satmak isteyen farklı perakendeciler Hepsiburada’nın kendisiyle rekabet etmelidir. Hepsiburada, kendi satıcılarıyla rekabet etmek için kendi ürünlerinin fiyatlarını değiştiriyor ve bu yüzden satıcılar arasında en ucuz seçenek olarak kalıyor. Hepsiburada’da iyi bir satış başarısı elde etmek için Fiyat Takibi özelliği çok önemlidir. Fiyatlarınızı rakiplerinizle birlikte takip etmek , satışlarınızı artırmak için kullanabileceğiniz harika bir iş analizi oluşturabilir.
Hepsiburada’da Geriye Dönük Fiyatları Kontrol Edin
PriceRest, platformdaki fiyatları takip etmek isteyen herhangi bir satıcı için bir Hepsiburada fiyat takibi karşılaştırma özelliği sağlar. PriceRest, fiyatlar arasındaki farkları gösteren raporlar ve analizler sunar. Fiyat karşılaştırması ile ilgili PriceRest bilgilerini kullanarak, Hepsiburada’daki fiyat değişikliklerinin nedenleri ve zamanlaması ile ilgili olarak açıkça inşa edebilir ve analiz edebilirsiniz. Ayrıca yeni işlemler yapabilir ve fiyatları buna göre yeniden ayarlayabilirsiniz.
Dilerseniz anında karşılık vermek için dynamic fiyatlandırma özelliğimizi kullanarak anında rekabetçi fiyatlarınızı Hepsiburada sisteminde güncelleyebilirsiniz. Belirlediğiniz kurallar çerçevesinde en düşük satacağınız rakamı belirleyerek veya rakibinizle aranızda olacak değer farkını sisteme girerek işlem yapabilirsiniz.

Hepsiburada fiyat değişimlerini neden göstermiyor?

Hepsiburada geçmiş fiyatları göstermiyor, Hepsiburada Fiyat Düşüşlerini PriceRest akıllı fiyat takibi özellikleriyle izleyebilirsiniz. Ve bu bilgilerle perakendeciler, e-ticaret mağazaları rekabete ayak uydurmak için kendi iş stratejilerini oluşturabilirler. PriceRest, stratejiler, algoritmalar ve satış analizlerini oluşturmaya yardımcı olan gelişmiş yapay zeka teknolojik algoritmalardan oluşur. PriceRest ile rakip firmalarınızla her ölçekte rekabet edebileceksiniz. İyi kararlar vererek pazardaki her adımı optimize ederken ürünlerinizi Hepsiburada’daki platformlarda satabileceksiniz.
submitted by pricemonitoring to u/pricemonitoring [link] [comments]

Evden Para Kazanma Yolları | 2020 | Türkçe

Evden para kazanma yolları özellikle son yıllarda, internetteki mecraların da giderek artmasıyla, internetin başında olan birçok kişi tarafından sıkça aratılan cümlelerden biridir. Günümüzde interneti sıkça kullanan herkes “İnternetten nasıl para kazanılır?” Sorusunu sorar hale geldi. Hâl böyle olunca birçok blog ve websitesi de bu konular üzerine yazılar yayınlayarak bu insanlar için rehber olmaya çalıştılar. Evden Çalışarak Para Kazanma
Ben de “Evden para kazanma yolları” adlı bu yazımda internet üzerinden para kazanma yollarından kendi tecrübelerimle edindiğim kısımları sizlere aktarmaya çalışacağım. Bu yüzden sizler için bir liste hazırladım. Bu liste ile online para kazanma yollarının birçok farklı versiyonu ile sizleri tanıştıracağım.
Şimdi eğer hazırsanız, daha fazla lafı uzatmadan bu listeye birlikte bakalım:
  1. Anket doldurmak
  2. Domain ticareti
  3. Captcha çözmek
  4. Online ürün satışı
  5. Makale yazmak
  6. YouTube kanalı
  7. Udemy eğitimi satmak
  8. Blog açmak
  9. Stok fotoğraf satımı
  10. Affiliate marketing
  11. Yorum satışı
  12. Backlink satışı
  13. E-Kitap yazarlığı
  14. Dropshipping
  15. Mobil mining
Gördüğünüz gibi internet ortamında bizlere para kazandırabilecek birçok farklı yol bulunmakta. Ancak burada ufak bir hatırlatma yapmak istiyorum: Bu yollardan size uygun olan birinde karar kılın ve ona odaklanın. Çünkü bu yolların 5-6 tanesini aynı anda yapmaya çalışırsanız, kuvvetle muhtemel başarısız olursunuz.
evden çalışarak para kazanma
“E liste güzel hoş ama bunlardan nasıl para kazanacağız?” diye düşünüyorsanız, endişelenmeyin… Şimdi her bir yöntemi tek tek resimlerle anlatarak sizlere nasıl para kazanabileceğinizi anlatacağım.
Hazırsanız hemen başlayalım…
Anket Doldurarak Para Kazanma İnternetten para kazanma denildiğinde birçok kişinin aklıma anket doldurma gelecektir. Bunun nedeni aslında bu yöntemin oldukça eski ancak hâlâ geçerli bir yöntem olmasından kaynaklanmaktadır.
Anket doldurarak kazanç elde etme, özellikle online ortamda, oldukça dikkatli yapılması gereken bir iştir. Burada dikkatten kastım, anket dolduracağınız platformu seçerken ki dikkattir. Çünkü internette birçok web sitesi anket ile kazanç sağlama adı altında ödeme yapmayabiliyor. Bu yüzden anket sitelerini seçerken ince eleyip sık dokumak gerekiyor.
Benim bildiğim ve gerçekten sağlam şekilde çalışan bazı anket siteleri var. Bunlar:
Anket doldurarak para kazanmak Wordapp görevler
Wordapp Wordapp sitesi hem anket doldurabileceğiniz hem de içerik üreterek yani makale yazarak para kazanabileceğiniz güvenli bir platformdur. Ancak bu sistem de maalesef kusursuz bir mecra değil…
Bunun en büyük nedeni anket sıklığının, verdiğiniz bilgilere göre, yetersiz olması. Genellikle 2-3 günde bir 1 anket gelmektedir. Bu anketlerin ücretleri ise minimum 0,10 euro ile 1 maksimum 1 euro arasındadır. Ama çoğunlukla anket ücretleri düşüktür.
Anket doldurarak kazanç sağlama Wordapp profil soruları
Sitede derecelendirme sistemi bulunur. Dereceniz yükseldikçe size makale yazma görevleri gelmeye başlar ve bunlardan euro olarak kazanç elde edersiniz.
Wordapp’in başka bir problemi ise anketlerin bazılarında anketin ortasında “Bu ankete devam edemiyorsunuz” yazısının çıkarak devam etmenize engel olmasıdır.
Anket doldurarak para kazanma Wrodapp Anketi Görüntülemiyorsunz
Bu durumu yetkililer, sisteme kayıt olurken verilen bilgilerle he anketin ilk kısmında sorulan kişisel bilgilerin uyuşmaması olarak açıklıyorlar. Bu nedenle sisteme tutarlı bilgiler girmek gerekmektedir.
Wordapp görevleri yaparak para kazanma Wordapp görevler
Son olarak Wordapp sitesi ödemelerini 50 euro eşiğine ulaştıktan sonra yapmaktadır. Ancak banka hesabına EFT yaptığı için %8’lik bir kesinti de yapılmaktadır.
MarketAgent Bir başka köklü ve çok sayıda üyesi olan sistem ise MarketAgent’tır. Bu sistemde siteye ilk üye olduğunuzda ilk makaleniz için 3 euro ödeme yapılmaktadır. Ancak daha sonra makale sıklığı oldukça düşük olarak seyrettiğinden dolayı bu siteden para kazanmak için referansınızla siteye yeni üyeler getirmelisiniz.
MarketAgent sitesi ödemelerini Skrill üzerinden yaptığından, sisteme üye olmadan önce mutlaka bir Skrill hesabı oluşturmayı unutmayın.
ClixSense ClixSense, dünyada adını duyurmayı başarmış olan güvenli anket doldurma sitelerinden bir diğeridir. Bu sitenin diğer anket sitelerinden en önemli farkı, ankete ek olarak farklı görevlerle de kullanıcıya para kazandırmasıdır.
Bu sitede, eğer anketlerin giriş kısmında birbiriyle çelişen yanıtlar verilmesi durumunda anketi iptal ediyor. Bu yüzden yaş, medeni durum, cinsiyet ve gelir durumunuzla ilgili ilk verdiğiniz cevapları bir yere not etmenizde fayda var.
ClixSense, ödemelerini Payoneer üzerinden yaptığından, hesabınızda en az 50 dolarlık bir meblağ olması gerekmektedir. Tabi bunun içine Payoneer’in yaptığı komisyon kesintisi dahil değildir.
Bu sistemde de diğer pek çok anket sitesinde olduğu gibi referans ile kazanç sistemi de mevcuttur. Eğer bir kişi sizin referans linkiniz ile bu siteye kayıt olursa, siz bu kişinin kazancıdan %20’lik bir paya sahip oluyorsunuz.
Benim bildiğim ve güvenli olduğuna inandığım anket doldurma siteleri bunlardı. Eğer yeni bir site öğrenirsem yazımın bu bölümüne eklerim. Şimdi diğer yönteme geçelim…
Domain (Alan Adı) Ticaretiyle Para Kazanma
Domain alım-satım yaparak para kazanma üzerine konuşmadan önce sizlere domainin ne olduğundan kısaca söz etmek istiyorum. İnternet üzerinde girdiğimiz her websitesi, forum, blog vs. mecraların bir alan adı vardır. Örnek vermem gerekirse www.ornekdomain.com bir domaindir. Yani domain, internette 7/24 açık olan sunucularda barındırılan tüm sitelere girerken kullandığımız adreslerdir.
Domaini, bir eve ait olan kapı numarası veya bir apartman adı gibi de düşünebiliriz.
İnternet alemindeki domainlerin büyük kısmı, subdomainler hariç, süreli olarak kişilere kiralanır. Bu süre genel olarak 1-10 arasında değişmektedir. Kullanıcı bu alan adını ne kadar süre kullanırsa, bu süre (yıl) için para öder.
Yukarıda domainlerin bir süresi olduğunu söylemiştim. İşte bu domainlerin süreleri sonlandığında GoDaddy gibi domain ve hosting şirketleri bu domainleri tekrardan satışa çıkarırlar.
Burada bir konuya açıklık getirmem gerekiyor. Bir domainin süresi dolduğunda hemen silinmez. Domaini satan şirket bu alan adını son kullanan sahibine 45-60 gün arasında bir sürede aynı domaini tekrar satın alma hakkı sunar. Bu süre zarfında domain expired olmuş olur. Yani bir anlamda 45-60 gün arası başkalarının satın alımına kapalı olarak beklemede kalır. Expired süresi dolduğunda ise domain deleted (silinmiş) pozisyona geçer.
Bir domain deleted (silinmiş) pozisyona geçtiyse, bu domain için herkes teklif verebilir ve satın alabilir.
Domain ticaretinde domainleri takip amaçlı en sık kullanılan sitelerden biri expireddomains.net adlı sitedir. Sitede expired ve deleted olarak domainlerin ikiye ayrıldığını görebilirsiniz.
Yine bir başka expired olmuş alan adlarını takip edebileceğimiz site de expired-domains.co websitesidir.
domain ticareti ile para kazanma expireddomains web sitesi
Yukarıda söz ettiğim expired domain ve deleted domain kavramları, domain alım-satımı için önemlidirler. Çünkü bir domain expired olduğunda takip süreci başlar. Domain alıp satan kişiler bu takibi kendileri yapabildikleri gibi, backordering hizmeti veren aracı şirketler vasıtasıyla da bu işlemleri yapabilirler. Böylece hem işlemin takip yükünden kurtulunmuş hem de alım kolaylaştırılmış olunur. Ancak dediğim gibi backordering hizmeti almak şart değildir. Tamamen tercihe bağlıdır.
Diyelim ki yukarıda söz ettiğim bu web sitesinden birinde hoşumuza giden bir domain bulduk. Ancak domain expired bir domain. Yani direkt satın alamayız. Süresinin dolmasını beklememiz gerekecek. Ancak bunu bizim yerimize bir backordering şirketi de yapabilir. Hem de süre sonunda istediğimiz domaini satın alamazsa da bizden para istemez.
Bu nedenle örnek olarak bir domain seçiyorum sizlere göstermek için.
domain ticareti ile para kazanma expired-domains.co web sitesi
Sarı ile vurguladığım bu alan adına bakmak için GoDaddy websitesine giriyorum ve bu alan adını aratıyorum.
GoDaddy ile backordering yapma GoDaddy backordering
İşaretli alanları tıklıyorum ve site beni yönlendiriyor.
GoDaddy backordering hizmeti GoDaddy ile Backordering
Expired süresi olan 45-60 gün arasında GoDaddy, istediğim domaini almaya çalışacaktır. Ancak alamazsa benden para istemeyecek.
Aklınıza şöyle bir soru gelebilir. Neden GoDaddy böyle bir işlem yapıyor? Cevap basit aslında: Komisyon almak için.
Bu arada GoDaddy’i rastgele seçtim. GoDaddy dışında pek çok backordering hizmeti veren domain şirketi de bulunmaktadır. Ben GoDaddy’i sektöründe güvenilir bir küresel marka olduğu için verdim.
Peki, diyelim ki bu alan adını satın aldık. Sonra ne olacak? Cevap yine basit: Domaini kaç yıl için aldıysak bu kadar süre satılmasını bekleyeceğiz. Tabi bize ait olan bir domain için istediğimiz fiyatı istememiz mümkün. Ancak fazla uçmamak da önemli.
Satın aldığımız bu domain veya domainleri de Flippa, Sedo ve yine GoDaddy üzerinden satışa çıkarabilir ve para kazanabiliriz.
Captcha Çözerek Para Kazanma
Captcha’nın ne olduğunu sanırım herkes biliyordur. Ben yine de kısaca açıklayayım. Captcha herhangi bir online platforma giriş yaparken sürekli olarak karşımıza çıkan ve istenilen resim veya rakamları, insan olduğumuzu kanıtlamak için, seçmemizi isteyen bir sistemdir.
Captcha’nın temel amacı, bir platformu ziyaret eden kişinin bir bot mu yoksa insan mı olduğunu anlayarak, muhtemel bir Ddos ya da siber saldırıya karşı korumaktır.
Bazı web siteleri ise özellikle çalışanları sisteme girerken Captcha ile uğraşmamaları için, Captcha sistemini tamamen kaldırmak yerine, dışarıdan üçüncü taraf sitelerle anlaşarak bu kodları inşalara çözdürürler.
Bir diğer nedeni de Captcha sitelerinin satacakları Captcha kodların doğruluğunu ancak belirli bir doğruluk yüzdesinin üzerinde olduğundan emin olduklarında kendi müşterilerine satabilmesidir.
İşte bu siteler sayesinde internetten Captcha çözerek para kazanma diye bir uğraşı ortaya çıkmıştır. İnternet ortamında Captcha çözdüren birçok site olsa da her site maalesef ödeme alabilmek için o kadar güvenli değildir. Ben de bildiğim bir Captcha platformunu sizlerle paylaşmak istiyorum.
2Captcha.com
2Captcha.com sitesinden para kazanma 2Captcha.com sitesinden para kazanma
Bu siteye öncelikle bir mail adresi ile kayıt olun. Siteye girdikten sonra worker seçeneğini seçmeniz gerekiyor ki para kazanabilin.
2Captcha 2Captcha
Start butonuna bastığınızda karşınıza 42 soruluk bir eğitim çıkacak. Bu eğitimde size küçük detaylardan söz ediyor. Bu yüzden dikkatlice yapın. Eğitim bittiğinde yeniden start butonuna basarak Captcha çözmeye başlayabilirsiniz.
Bu sitenin en güzel yanı 0,5 dolara ulaştığınızda (2-3 bin Captcha çözmeniz gerekir) ödemenizi aşağıdaki ödeme yöntemlerinden herhangi birine yapmasıdır.
2Captcha ödeme kanıtı 2Captcha ödeme kanıtı
Eğer aşağıdaki ödeme yöntemlerinden birine sahip değilseniz, birine üye olmanızı tavsiye ederim.
Captcha Çözerek Para Kazanma 2Captcha.com ödeme yöntemleri
Captcha çözerken dikkat etmeniz gereken son nokta ise fazla hata yapmamaktır. Eğer çok fazla hatalı giriş yaparsanız site hesabınızı şüpheli hesap kategorisine alabilir.
Şimdi bir diğer evden para kazanma yoluna geçelim…
Online Ürün Satışı ile Para Kazanma
Günümüzde alış-veriş anlayışı geçmişe göre oldukça değişti. Artık milyonlarca insan hem fiyatların daha ucuz olması hem de daha rahat olduğu için internet üzerinden birçok ürünü satın almakta. Durum böyle olunca internetten ürün almak kadar ürün satmakta oldukça revaçta bir gelir yöntemi haline geldi.
Ortada devasa bir pasta var. Bu pastadan aslan payını büyük e-ticaret platformları alsa da bizim gibi ufak satıcılara da bu alanda ekmek var.
Örnek vermek gerekirse, Dropshipping yöntemi bunları şu an en popüleri. Amazon, eBay ve gittigidiyor benzeri büyük pazar yerlerinde bireysel olarak dahi satış yapmak mümkün. Dropshipping bu noktada stoksuz satış olanağı verdiği için satıcıların işini çok daha kolay hâle getiren bir sistem. Ancak benim size önerim bu satış yöntemiyle ilgili olarak Udemy gibi eğitim platformlarında ucuz bir eğitim bulun ve satın alın. Daha sonra konuya iyice hâkim olun ve online ürün satışına başlayın.
Buraya kadar anlattığım konu sadece Dropshipping ile ilgiliydi. Eğer “Ben Dropshipping falan anlamam. Daha kolay bir yolu yok mu?” derseniz de yazımı okumaya devam edin.
Online satışın bir başka boyutu da sadece emeğinizi koyarak para kazanmaktır. Nasıl mı olacak o? Yine bir örnek üzerinden gitmek istiyorum. Diyelim ki çiçeklere karşı ilginiz var ve az çok bir şeyler biliyorsunuz. O zaman balkonunuzda veya alanınız varsa evinizin bir odasında sukulent veya kaktüs üreterek bunları fiziken ya da instagram gibi sosyal medya alanlarından satabilirsiniz.
Bunun dışında eğer bir el işi sanatıyla uğraşıyorsanız, ahşap üzerine isim yazma veya maket ev yapımı gibi, bunları da sosyal medya üzerinden ya da ETSY gibi platformlardan satarak kazanç elde etmeniz mümkün. Yalnız şunu unutmayın ETSY, online mağaza için aylık bir ücret istemektedir.
Eğer bu bölümde anlattıklarım sizin için uygun değilse, aşağıdaki bölümlerde anlattıklarıma da bir bakın derim…
Makale Yazarak Evden Para Kazanmak
Son yıllarda giderek yaygınlaşan bir diğer online kazanç yöntemi de makale siteleri için evden makale yazarak para kazanmaktır. Eğer bu konuyla ilgili olarak daha önce herhangi bir şey duymadıysanız, daha detaylı bilgi almak için şu yazımı okuyabilirsiniz.
iyimakale ile para kazanma iyimakale ile para kazanma
Ben yine de kısaca sizlere işin mantığını anlatayım. Öncelikle bir makale alım-satım sitesine girerek üyelik oluşturmanız gerekiyor. Yazımda da belirttiğim gibi bu alanda en güvenilir sitelerden iki tanesi aşağıdadır:
➤iyimakale.com ➤icerik.net
makale yazarı olmak icerik.net ile para kazanma
Bu sitelerde üyelik oluşturduktan sonra yapmanız gereken ilk şey “SEO uyumlu makale nasıl yazılır?” şeklinde Google’da aratarak internetten bilgi edinmenizdir. Bunu öğrendikten sonra, istediğiniz bir konuda SEO uyumlu bir makale yazın ve bu iki siteye de yazarlık başvurusunda bulunun. Sonucu 1-2 gün içerisinde size e-mail yoluyla bildireceklerdir. Ancak bu ilk makalenizi yazarken dikkat etmeniz gereken bazı önemli noktalar var.
Bunları şöyle sıralamak mümkün:
➤Öncelikle söylemeliyim ki bu iki web sitesine makale göndermeden önce en azından SEO uyumlu 3-4 makale yazarak alıştırma yapın.
➤Başvuru için göndereceğiniz makale 300-600 kelime uzunluğunda olsun.
➤Anahtar kelimelerinizi mutlaka bold yapın.
➤Makalenizde mutlaka, SEO açısından, uzun kuyruklu anahtar kelimeleri kullanın ve bold yapın.
➤Makalenizi yazdıktan sonra mutlaka 1-2 kez okuyun ve yazım-imlâ hatalarını düzeltin.
➤Makalenizde aşırı uzun cümleler kurmayın.
➤Mümkünse akıcı ve okuyucuyu yormayan bir dil ile makalenizi yazmaya çalışın.
Bu önerilerin size yardımcı olacağını düşünüyorum. Eğer aklınıza takılan bir soru olursa yorumlar veya iletişim bölümünden bana ulaşabilirsiniz.
Yazarlık başvurunuz kabul edildikten sonra hemen siparişlere başvurmayın. Çünkü ilk zamanlar usta olmadığınız için olumsuz yorumlar alabilirsiniz. Bu da hem makalelerinizin satılmamasına hem de moralinizin bozulmasına neden olabilir. Bu yüzden ilk 1 ay sadece sisteme konusunu kendinizin belirlediği hazır makaleler yüklemenizi tavsiye ederim. Bundan sonrası zaten kendiliğinden gelecektir. Bol kazançlar…
YouTube Kanalı Açarak Para Kazanma
YouTube ile para kazanmak birkaç yıl öncesine göre bir hayli zorlaşsa da hâlâ iyi paralar kazanmanın mümkün olduğu bir sistem.
Yapılan son güncellemelerle birlikte YouTube’dan para kazanma 1000 abone ve 4000 saatlik izlenme koşullarına bağlandı. Bu nedenle YouTube kanalı açarak gelir elde etmeyi daha uzun soluklu bir iş olarak düşünmek artık daha doğru.
Benim siz okurlara tavsiyem, mutlaka bir YouTube kanalı açmanız olacaktır. Bu kanala ilgi alanınıza göre video içerikler yüklemeye başlayın. Tabi bu konu söylendiği kadar basit değil maalesef. Bir video içeriğin üretim aşaması, konuya göre, oldukça zorlu olabilir. Fakat koşulları sağladığınız takdirde gerçekten güzel bir pasif gelir kapısı oluşturmuş olacaksınız.
Eğer YouTube kanalı açmak ile ilgili olarak hiç bilginiz yoksa, YouTube üzerinde bununla ilgili kanallar mevcut. Hatta öneri olarak YouTube Hocam kanalının içerikleri oldukça başarılı. Buradan faydalanabilirsiniz. Yok ben daha detaylı öğrenerek iyi bir YouTuber olmak istiyorum derseniz de yine Udemy üzerinden uygun fiyatlı bir eğitim alarak başlayabilirsiniz.
Benim bu konudaki tavsiyelerim ise şöyle olacaktır:
➤Eğer eğlence kategorisinde videolar üretmiyorsanız videolarınızın süresi çok uzun olmasın
➤Videolarınızı mutlaka YouTube için SEO kurallarına uygun şekilde yapın
➤Videolarınızda video yaptığınız yazılımın filigranı asla olmasın. Bu nedenle Shotcut gibi kaliteli ve açık kaynak yazılımları tercih edin.
➤Video thumbnaillerinize büyük önem verin. İlgi çekici, kaliteli ve renkli olması video tıklamalarınızı arttıracaktır. Bunun için ücretsiz bir site olan Snappa’yı kullanabilirsiniz.
➤Sadece PC veya mobil ekran görüntüsü kaydı alarak video üretecekseniz, yine yukarıda dediğim gibi filigransız bir yazılım kullanın.
➤Videolarınızda ses kaliteniz iyi olsun. Bunun için Google Play Store’dan Easy Voice Record uygulamasını kullanmanızı öneririm. Bir telefon kulaklığı işinizi görecektir…
➤Son olarak eğer mümkünse videolarınızı 2K ve 4K olarak yükleyin. Eğer olmuyorsa da 720p veya 1080p kalitede olmasına özen gösterin.
➤Ve tabi özgün olun!
Udemy ile Para Kazanma
Udemy, şu an için birçok kişiye göre dünyanın en büyük online eğitim platformu. Özellikle yazılım, web, kod bilgisi, yabancı dil gibi alanlarda eşi bulunmaz bir hazine. Çünkü alınan eğitim saati ve elde edilen verim, verilen eğitimin ücretiyle kıyaslanamayacak kadar fazla.
Hâl böyle olunca Udemy’nin Türkiye’de faaliyette olması, belli alanlarda yetkin olan insanlar için bir gelir kapısı oluşturdu. Birçok kişi eğitimi ve tecrübesiyle ilgili alanlarda Türkçe eğitim setleri oluşturarak platforma yükleyerek kazanç elde ettiler. Tabi, ben de Blogger alanındaki tecrübelerimi bu platforma aktararak, şu an için toplam 7,5 saatlik bir eğitim olan “A’dan Z’ye Blogger Eğitimi” adlı eğitim setimi hazırladım. Dileyenler göz atabilirler…
Gelelim sizlerin Udemy üzerinden nasıl para kazanabileceğine? Öncelikle spesifik bir iş üzerinde bir tecrübenizin olması şart. Örnek vermek gerekirse, ben 2011 yılından beri Google’a ait olan Blogger platformu üzerinde pek çok blog oluşturdum, tema düzenledim, yeni kodlar ekledim ve ciddi bir birikime ulaştım. Sizlerin de herhangi bir alanda eğitimi veya tecrübesi varsa, siz de kendi eğitimi videolarınızı kişisel bilgisayarınızda çekebilir ve Udemy’e yükleyerek bir eğitim seti oluşturabilirsiniz.
Son olarak şunu ifade etmek isterim: Udemy eğitmeni olmanız için illa üniversite mezunu veya yazılımcı olmanıza gerek yok. Sadece kendinizi gerçekten yeterli ve birikimli gördüğünüz bir alan olması yeterli. Ancak eğer herhangi bir alanda yetkin değilseniz, sadece para için eğitim oluşturmanızı önermem. Çünkü siz eğitiminizi Udemy’e yükledikten ve insanlar eğitiminizi satın alıp başladıktan sonra size bol miktarda soru soracaklardır. Eğer bu sorulara yeterince doyurucu ve çözüme ulaştırıcı yanıtlar verememeniz durumunda, öğrencileriniz size düşük puan verebilir veya 30 günlük iade haklarını kullanabilirler. Bu da eğitiminizin para kazanmasına ve Udemy tarafından yeterince ön plana çıkarılmasına engel olur. Bu nedenle, bir eğitim seti oluşturmadan önce üzerinde iyi düşünmenizi tavsiye ederim.
Blog Açarak Para Kazanma Blog açarak para kazanma, YouTube sonrasında, eski kadar olmasa da hâlâ para kazandıran bir online iş. Tabi eskiden daha az tıklanmayla daha fazla kazanmak mümkünken, şu an bu giderek daha da azaldı. Peki, blog yazarak nasıl para kazanabiliriz? Şimdi buna değinmek istiyorum.
Eğer daha önce bu konu üzerine bir şeyler yapmadıysanız, konuya yabancısınız demektir. Ben de öyle varsayıp konuyu en temelden anlatacağım.
Öncelikle blog açabileceğim hazır platformların neler olduğuna bakalım.
➤Blogger
➤Wordpress
➤Tumblr
➤Wix
➤Weebly
➤Medium
En çok bilinen blog ve web site servisleri bunlar. Ben bunlar arasından Blogger, Wordpress ve Tumblr’ı kullandım. Ancak diğerleri hakkında da az çok bilgim var.
Blogger ile başlamamız gerekirse, kimilerine göre lider Wordpress olsada, ben Blogger platformunun bazı özellikleriyle Wordpress’e göre daha önde olduğunu düşünüyorum. Bu özelliklerin başında ise, güvenlik ve platformu tam özellikleriyle kullanabilmek gelmekte.
Blogger’da ücretsiz bir blogspot alt alan adı olan bir blog açsanız bile, sistemin tüm özelliklerini kullanabilir ve ücretli bir tema satın alarak tema görünümü değiştirebilirsiniz. Bunun yanı sıra web trafiği ve server yükleme sınırı da yoktur. Ayrıca Google’a ait bir platform olduğu için onun güvenlik şemsiyesine altındadır. Yani ekstra bir güvenlik önlemi almamıza gerek kalmaz.
Wordpress ise bazı açılardan, doğal olarak, üstündür. Bunlara hız, eklenti desteği, SEO avantajı gibi özellikleri sıralamak mümkündür. Ancak eğer yeterli bütçeniz yoksa, Wordpress sistemi biraz külfetli olabilir. Çünkü SEO, güvenlik, server kurulumu, SSL sertifikası ve temalar için ücret ödemek gerekir. Tabii Wordpress’in de ücretsiz versiyonu olan Wordpress.com’da var. Ancak bu platformda Wordpress server depolaması sınırlıdır. Dolayısıyla ek ödeme yapmak gerekebilir.
Gördüğünüz gibi her iki platformunda kendine göre eksi ve artıları vardır. Eğer ilk kez blog açacaksanız ve bütçeniz kısıtlıysa ben Blogger ile başlamanızı tavsiye ederim.
Tumblr platformuna baktığımızda ise, blog ve sosyal medya karışımı bir yapı karşımıza çıkar. Bloğunu sosyal medya gibi kullanmak isteyenler için oldukça uygun olsa da benim için çok uygun bir yapıda olmadığı için çok tercih ettim bir mecra değil açıkçası. Ama yine de tercih sizin…
Gelelim Wix ve Weebly platformlarına. Açıkçası bu sistemlerin ikisini de kullanmadım. Ancak birçok blogger’dan okuduğum kadarıyla, bu platformların bazı eksilerinin çok baskın olduğunu biliyorum. Bu sistemlerin güzel tarafı, sürükle bırak yapıları sayesinde istenilen şekilde özelleştirilebilmeleri. Ancak bu sistemlerin büyük oranda ücretli olması ve üstüne yavaş olmaları, artılarını götürmektedir. Diyebileceklerim şimdilik bunlar.
Medium platformuna baktığımızda ise oldukça hoş bir görünüm ve hızlı bir sistem karşımıza çıkmakta. Ancak standart bir blogtan biraz farklı bir sistem Medium. Nasıl farklı? Derseniz şöyle söyleyeyim: Medium size standart bir alan adı sunmuyor. Bunun yerine medium.com/sayfaadınız gibi bir sistem bulunmakta. Bu da açıkçası ben kullanırken bana çok uymadığı için bir süre sonra Medium kullanmayı bıraktım açıkçası. Ayrıca Medium bloğuna reklam yerleştirmemiz de mümkün olmuyor. Bunlar da Medium’un artı ve eksileri. Tercihi yine size bırakıyorum.
Eğer bu bölüm sizler için yeterli olmadıysa “Blog Nasıl Açılır?” yazıma bakmanızı öneririm. Bu yazımda ve ikincisinde birçok teknik ayrıntıdan söz ettim.
Stok Fotoğraf Satarak Para Kazanma
Stok foto satarak para kazanmak için de son yıllarda giderek ilginin arttığı bir online kazanç şekli olduğunu söylemem mümkün.
Bu kazanç şeklinde yapılması gereken aslında oldukça basit. Fotoğraf makinesi veya kaliteli çekim yapabilen bir telefon ile çektiğimiz fotoğrafları Dreamstime, istockphoto ve Shutterstock gibi büyük stok foto sitelerinin mobil uygulamalarına yüklemek.
Tabi çektiğimiz fotoğrafların görüntü kalitesi her platform için farklı da olabilir. Genellikle bu sitelerin sıkça sorulan sorular bölümünde bu koşulun ne olduğu belirtilir.
Peki istenilen kalitede fotoğraflar çekeceğiz ama neyle ilgili? Her kategoride fotoğraf kabul eder bu siteler ancak en çok satılanlar özel durumlara ait fotoğraflardır. Örneğin ameliyat eldiveni giymiş bir el ya da dekupe edilmiş nesne fotoğrafları gibi fotoğraflar en çok satılan türlerdir.
Bu sitelerin her birinin GooglePlay Store’da katılımcı (contributor) uygulamaları vardır. Çektiğimiz fotoğrafları yükleyebilmek için bu uygulamaları indirmemiz gerekir. Eğer fotoğraflarımızdan satılan olursa zaten uygulama bize bildirim gönderecektir.
Bu sitelerin bazılarında çekim sınırı 50 dolar bazılarında ise 100 dolardır. Yani bu sınıra ulaşmadan siteler ödeme yapmazlar.
Kazandığımız parayı çekmek için ise Payoneer gibi ödeme platformlarını kullanmamız gerekir. Bilginize…
Affiliate Marketing ile Para Kazanma
Affiliate marketing en kısa tanımıyla satış ortaklığı ile gelir elde etmeye verilen isimdir. Biraz daha açmamız gerekirse, affiliate marketing internet üzerinden başkasının ürününü satarak para kazanabildiğimiz bir sistemdir. Kazancımız ise bize ait olan komisyon tutarıdır.
Örnek vermek gerekirse, diyelim ki ben bir e-kitap yazdım ve bu kitabın başkaları tarafından da pazarlanmasını istiyorum. Böylece daha fazla gelir elde edebilirim. Bunun için web sitem üzerinden ya da Clickbank gibi bir platform üzerinden satış ortaklığı açıyorum. %3-5 gibi bir rakamla satıcılar için komisyon oranı belirledikten sonra tek yapmam gereken satışların gerçekleşmesini beklemek.
Birçok affiliate marketing olarak çalışan blogger ve online yazarların benim adıma bu ürünü pazarlaması sayesinde, hem ürünü satan ürün başına komisyonunu alacak hem de ben e-kitabımdan kazanç elde etmiş olacağım. Kısaca affiliate marketing sistemi bu şekilde çalışmakta…
affiliate marketing Clickbank ile affiliate marketing yapmak
Affiliate marketing için dünyada en çok tercih edilen web platformu Clickbank’tır. Bunun dışında Admitad gibi oldukça sağlam satış ortaklığı platformları da vardır.
Bu bölümü bitirirken, şunu da ekleme istiyorum: Affiliate marketing sistemi kolaymış gibi görünse de aslında ustalık isteyen online bir meslektir. Bu nedenle eğer bu işle uğraşacaksanız kendinize zaman tanımalı ve online eğitimlerle kendinizi geliştirmelisiniz. Ancak bu şekilde iyi miktarlarda paralar kazanabilirsiniz.
Yorum Satışı ile Para Kazanma
Yorum satarak para kazanma son birkaç yıldır gittikçe popüler hale gelen bir online kazanç yöntemi. Özellikle yeni YouTube kanalları, web siteleri, Apple Store ve Google Play Store gibi online uygulama indirilebilen platformlarda tercih edilebilmektedir.
Yorum satışını her uygulama, web sitesi ve YouTube kanalı yaptırmasa da yapıldığı da bir gerçek. Yani birileri bu işi yaparak para kazanabiliyor. Dolayısıyla biz neden bu pastadan ufakta olsa bir pay almayalım.
Yorum satabilmek için Bionluk ve SadeceOn gibi çevrimiçi pazar yerlerini kullanabilirsiniz.
Bu arada tabi yorum satışının ne kadar etik olduğu da ayrı bir tartışma konusu. Bu yüzden tercihi size bırakıyorum.
Yorum satışı yaparak para kazanmayla ilgili şu yazımda daha ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.
Backlink Satarak Para Kazanma Backlink Nedir?
Backlink Satarak Para Kazanma
Backlink satışından önce sizlere backlink’in ne olduğunu kısaca anlatmam gerekiyor. Backlink kavramı web siteleri için yapılan SEO çalışmalarına ait terimdir. Buna göre backlink’in en net tanımı, başka bir web sitesi ya da platformun, kendi sitesinde sizin web siteniz veya bloğunuza ait bir link vermesidir.
Backlink, esas itibarıyla arama motorlarının botları için yapılandırılmış bir referans sistemidir. Arama motoru botları bu linkleri referans olma olarak algılar ve pagerank’i yüksek olan sitenin düşük olan siteyi verdiği linki backlink olarak tanımlarlar. Bu sayede Google gibi arama motorlarının gözünde değerli backlink alabilen blog ve web siteleri değerlenirler. Tabi bu da SERP sonucunda yükseliş olarak backlink alan siteye yansır.
Her ne kadar çok kısa bir açıklama olmasa da uygun şekilde açıkladığımı düşünüyorum.
Peki, biz backlink satarak nasıl para kazanabiliriz?
Öncelikle en baştan şunu söyleyeyim: Backlink satışı, özellikle kaliteli backlink satışı, birkaç günde öğrenebileceğiniz bir şey değil maalesef. Bu konu SEO alanı içinde değerlendirildiğinden, SEO hakkında derinlemesine bilgiye sahip olmak gerekir.
Tabi, internette 20 TL gibi rakamlara backlink sağlayan freelancerlar da var. Ancak bu backlinklerin kalıcılıkları ve etkilerinin ne yönde olduğu tartışmaya açık bir mevzudur.
Eğer bu işten para kazanmak istiyorsanız, öncelikle kendinize bir blog açın ve kendi bloğunuz üzerinde SEO bilginizi elinizden geldiğince geliştirin. Site içi SEO ve site dışı SEO kavramlarına hâkim olun. Bunun ardından zaten backlink gibi terimler sizin için son derece anlaşılır hale gelecektir.
Ardından online pazar yerlerinde değerli backlink hizmeti vererek iyi miktarda gelir elde edebilirsiniz.
E-book yazarak para kazanma E-kitap yazarak kazanç
E-Kitap Yazarak Para Kazanma
E-kitaplar internet çağını son hız yaşadığımız şu günlerde, giderek artan bir ivmeyle kullanılan bilgi hazineleridir. Artık neredeyse internet aleminde birçok blogger ve web editörü e-kitap yazarak da gelir elde edebilmekte ve adını sanal dünyada daha duyulur kılmaktadır.
Peki, biz bu pastadan e-kitap yazarak nasıl pay alabiliriz?
E-kitap yazarak para kazanma konusu, aslında biraz da sahip olduğumuz bilgi ve donanımlarımız ve tabi bu bilgileri yazılı olarak aktarabilme becerimizle ilgili.
Örneğin bir bloggersanız, blog yazma, Blogger veya Wordpress ile ilgili bir e-kitap yazabilirsiniz.
Youtubersanız “Nasıl Youtuber Olunur?” gibi bir konuda e-kitap yazarak hem tanıtım hem de kazanç sağlayabilirsiniz.
Ya da örneğin tarih mezunuysanız, tarihle ilgili bir e-kitap yazabilirsiniz. Aslında e-kitap yazmak için herhangi bir sınır yok. Tamamen sizlerin beceri ve hayal gücüne kalıyor gerisi…
Şimdi bazı kişiler şöyle düşünebilirler: “İyi de benim herhangi bir yeteneğim yok. O zaman ne yapacağım?” Bu durumda yapılacak şey, internet üzerinden ücretli veya YouTube üzerinden ücretsiz sunulan eğitimlerle kendinizi geliştirmektir. Unutmayın, e-kitap ile sunulan şey bilgidir. Dolayısıyla ne kadar nitelikli bilgi sunarsanız, bunun size dönüşü de o kadar verimli olur.
Peki, diyelim ki e-kitabınızı yazdınız. Bunu nereden satacaksınız? Mutlaka aklınızda bu soru vardır.
Google Play Book Yazarlık Başvurusu Google Play Book Yazarlık Başvurusu
Bunun için Google Play Books’u kullanmanız gerekiyor.
Öncelikle şu bağlantıdan yayıncı olmak için Google Play Books’a başvurmanız gerekiyor. Başvurunuz kabul edilirse, mail adresinizle pdf dosyanızı yükleyerek satışa açabilirsiniz.
Bunun dışında Amazon, KOBO ve D&R gibi mağazalarda da başvurarak e-kitabınızı satışa çıkarmanız mümkün.
Dropshipping ile para kazanma Dropshipping ile Para Kazanma
Dropshipping Yaparak Para Kazanma
Dropshipping terimini daha önce duymadıysanız kısaca şöyle açıklayabilirim: Amazon, ETSY ve Ebay gibi büyük web siteleri üzerinden stoksuz olarak yapılan ve yaptığınız her satış için size önceden belirlenmiş bir komisyon ödeyen sistemdir diyebilirim.
Ben daha önce dropshipping sistemiyle pek fazla çalışmadığım için burada bu konunun uzmanıymışım gibi cümleler kurmayacağım. Yine bu nedenle de nasıl dropshipping yapmanız gerektiğini sizler internetten kendiniz araştırarak bulmalısınız.
Dropshipping’in özelliği dediğim gibi stoksuz bir ticaret yapısına sahip olması. Örneğin siz AliExpress’ten bir ürün seçersiniz. Bu ürünün rekabeti zor ve ender bulunan bir olmasına dikkat ettiğinizi varsayıyorum. Ardından ürünün dokümanlarını ve fotoğraflarını AliExpress’ten alarak, Türkiye’de ürünü satacağınız platforma koyarsınız.
Eğer bir sipariş gelirse, siz kendi paranızla ürünü AliExpress’ten satın alır ve teslim adresine ise size sipariş veren müşterinin Türkiye adresini girerek satışı gerçekleştirirsiniz. Böylece ürün sipariş veren kişiye gider, para ise sizin hesabınıza… Sistem kabaca bu şekilde işliyor.
Eğer ben tam anlamadım derseniz de Udemy gibi platformlarda dropshipping ile ilgili birçok Türkçe eğitim bulunmakta. Bu eğitimlerden de destek alabilirsiniz.
Mobil Mining (Madencilik) ile Para Kazanma
Evden para kazanma yolları arasında sizlere son söz edeceğim yöntem is mobil madencilik yapmaktır. Ancak mobil madencilik ile ilgili bilginiz olmadığını düşünerek öncelikle mobil madencilik nedir? Sorusunu cevaplayarak konuya başlamak istiyorum.
Hepimizin bildiği üzere bundan tam 10 yıl önce hayatımıza bitcoin denilen bir kripto para girdi. Bunun ardından da bu kripto paranın mining yani madenciliğini yapan kişiler çıktı ortaya. Çünkü bir kripto para, adından da anlaşılacağı gibi aslında şifreli bir para sistemidir. Bu şifreler çözüldükçe de para transferi gerçekleşir. İşte bitcoin gibi kripto para madencileri güçlü donanıma sahip cihazlarla tam olarak bu şifre çözme işlemini gerçekleştirerek bundan bitcoin olarak kazanç elde ederler.
Aradan geçen zamanla birçok kripto para birimi ortaya çıktı. Bunlara ise altcoin adı verildi. Tabi altcoinlerin de madenciliğini yaparak birileri şu anda bile kazanç elde etmeye devam ediyorlar.
Son birkaç yılda ise kripto para madenciliği teknolojisi öylesine ilerledi ki artık akıllı cep telefonlarından dahi madencilik yapılabilmeye başlandı. Bu altcoinlerden en bilineni ve binlerce madencisi olan Electroneum adlı kripto paradır.
ELECTRONEUM Electroneum madenciliği yapabilmeniz için tek ihtiyacımız olan şey ise İOS veya Android işletim sistemine sahip bir telefon. Şu an için kripto para borsalarının bir kısmında yer alan bu para birimi oldukça düşük madencilik kazancı verse de (1 etn = 0,025 TL) gidişatı umut verici olduğu ve ileride değerlenme ihtimalinden dolayı kazım yapmaya değer bir altcoin.
Her 100 ETN kazdığınızda uygulamada yer alan cüzdanınıza otomatik olarak kazancınız aktarılır. Tek yapmanız gereken şey ise haftada 1 kez uygulamaya girerek madencilik sürenizi uzatmak. Hepsi bu! Ödeme kanıtı için kendi hesabımdan bir görüntüyü aşağıya ekliyorum.
Electroneum ödeme kanıtı Electroneum ödeme kanıtı
Eğer daha fazla ETN kazanmak isterseniz de benim referans kodum olan E6B43B kodunu girebilirsiniz.
Şimdi bir diğer kripto paramıza geçelim…
Pi ile para kazanma Pi coin
PI Pi, şu an için hâlâ test aşamasında olan ve 2020 yılın içerisinde borsalara girmesi beklenen bir başka kripto paradır. Şu an borsalarda olmadığı için herhangi bir değere sahip olmayan Pi, testnet sürecini başarılı olarak tamamlarsa mainnet aşamasına geçecek. Bundan sonra borsalara girmesi söz konusu olabilecektir.
Her ne kadar şu an için bir değeri olmasa da geleceğe yönelik bir yatırım olarak telefon üzerinden madenciliği yapılabilecek bir altcoin olduğunu düşünüyorum.
Google Play Store üzerinden pinetwork yazarak bulup indirebileceğiniz kripto para biriminde, uygulamayı ilk açtığınızda mail adresi ve şifre oluşturmanızı isteyecek.
Uygulamaya girdikten sonra ise ayarlardan telefon numarası veya facebook ile doğrulama yapmanız gerekiyor. Hepsi bu kadar!
Pi uygulamasına 24 saatte bir girerek şimşek butonuna basmanız gerekiyor. Bu sayede kazım periyodu devam edecektir.
Son olarak şunu da eklemek istiyorum: Hem Electroneum hem de Pi telefonunuzun işlemcisi üzerinden kazım yapmazlar. Bu nedenle telefonunuzun donanımına herhangi bir zarar vermezler.
Kullanımlarından gördüğüm kadarıyla batarya üzerinde de olması gerekenden fazla bir etkisi yok. Bu açıdan bu 2 uygulamayı sizlere tavsiye edebilirim.
Bu arada Pi ağına referansınız olmadan girebilmeniz mümkün değil. Yani uygulama izin vermiyor. Eğer isterseniz “ozansen” yazarak benim referans kodumla da uygulamayı kullanabilirsiniz.
Evet, evden para kazanma yolları adlı yazımın burada sonuna geldim arkadaşlar.
Son olarak eklemek istediğim şey, internet üzerinden para kazanmanın da tıpkı normal bir işte çalışır gibi emek ve zaman istediğini unutmamanız gerektiğidir.
İnternette gördüğünüz ve evde oturarak 3000 TL kazanın gibi yalanlara asla inanmayın. Bunlar gerçek dışı.
Eğer yazıyı buraya kadar okuduysanız çok teşekkür ederim. Umarım işinize yarayan bilgiler verebilmişimdir. Herhangi bir sorunuz olursa yorum bölümünden bana iletebilirsiniz.
Herkese saygılar, sevgiler…
submitted by blogmodu to u/blogmodu [link] [comments]

ŞİFRELİ KAPI KİLİT SİSTEMLERİ

Şifreli Kapı Kilidi Nedir ?
Hepimizin bilim kurgu filmlerinden tanıdığı elektronik şifreli kapı kilidi günümüz teknolojisinde hemen her kişi yada kurumun kullanabileceği bir hal almıştır. Birkaç yıl öncesine kadar bu tarz geçiş kontrol ünitelerine üstün teknoloji ürünleri olarak bakılmakta ve satıcılar tarafından fahiş fiyatlar istenmekteydi. Birçok insanın yalnızca filmlerde gördüğü bu cihazları artık her hangi bir bina kapısında , ofis kapısında veya hastane , otel vb yerlerde görmek mümkün. Gelişen teknoloji ile bu ürünlerin hem boyutları hemde fiyatları küçüldüğü için isteyen herkes çok kolay bir şekilde sahip olabiliyor ve uygulayabiliyor.
Uygulama alanlarına birkaç örnek vermek gerekir ise ;
Bina Giriş Kapılarında
Ofislerde
Hastanelerde
Okullarda
Otellerde
Depolarda
Tüm Resmi Kurumlarda
Kısaca geçişi kontrol altına almak istediğiniz her yerde.
Elektronik Şifreli Kapının Avantajları ;
Anahtar taşımanıza gerek kalmaz
Anahtarınızı unutma , kapıda kalma gibi durumlar yaşamazsınız
Daha pratik bir kullanım sağlar
Yetkisiz kişilerin girişini engeller
Şifreler anahtar gibi somut maddeler olmadığı için başkarının eline geçmesi gibi istenmeyen durumlar oluşmaz.
Şifreli (keypadli) geçiş kontrol üniteleri günümüzde fiyat ve özellik açısından birçok farklı çeşit olarak karşımıza çıkmakta. Yine bir örnek vermek gerekir ise piyasada bu cihazların fiyatı 40-50 liradan başlayıp 1500-2000 liraya kadar çıkmakta. Tabi bu fiyatlar tamamen kullanıcının istediği özelliklere göre şekillenmekte. Diyelim ki bu cihazı apartman kapısında kullanacaksınız. O zaman bu cihazın çokta üstün özelliklere sahip olmasına gerek yoktur. F
akat apartman giriş kapıları giriş çıkışın çok yoğun olduğu yerler olmakla birlikte birçok farklı insanın kullanımındadır. Bu yüzden çokta ucuza gitmemek gerek aslında. Cihazın üstün özellikleri olmasına gerek yok fakat malzeme kalitesinin üstün olmasına dikkat edilmesine gerekiyor. Bu cihazları mutlaka kullanacağınız alanı belirterek almanız gerekiyor.
İç mekan için tasarlanmış bir cihazı dış mekanda apartman girişinde kullandığınız takdirde problem yaşama oranınız çok fazla yükselecektir. Bizim apartman girişleri için önerdiğimiz şifreli geçiş kontrol ünitesi mutlaka metal kasa olmalı ve su geçirmez bir yapıya sahip olmalı. Ayrıca tuş takımınında sağlam olması uzun ömürlülük açısından önemlidir.
Bu cihazlar çalışma prensibi olarak 3’e ayrılmaktadır.
Offline Geçiş Kontrol Üniteleri
Online Geçiş Kontrol Üniteleri
Online & Offline Geçiş Kontrol Üniteleri
Bunlarıda kısa kısa açıklamak gerekir ise;
Offline Geçiş Kontrol Üniteleri
Bu cihazlar her hangi bir bilgisayar sistemine bağlanmadan kendi başına çalışır ve genel olarak (istisnalar hariç) bu cihazlarda giriş-çıkış log kaydı almak mümkün değildir. Yalnızca geçişi pratikleştirmek ve kontrol altına almak amacıyla kullanılır ve giriş yapan kişilerin hangi tarihte ve saatte girdiklerinin önemli olmadığı yerlerde kullanılır. Tek bir şifre veya birden fazla farklı şifre tanımlama özelliği bulunan çeşitleri vardır. Bunun yanında Şifre özelliğinin yanında kart okuyucu özelliği eklenmiş modelleride mevcuttur.
Online Geçiş Kontrol Üniteleri
Bu cihazlar bir bilgisayar sistemine bağlı çalışırlar. Bilgisayar veya sunucu üzerine kurulacak olan bir program ile kullanıcı tanımlamaları yapılır ve tüm giriş çıkışlar bu program sayesinde kayıt altında tutulur. Kim hangi tarihte saat kaçta giriş yapmış görmek istiyorsanız mutlaka Online çalışma prensibine sahip bir geçiş kontrol cihazına ve bu cihazın bağlanacağı bir programa ihtiyacınız olacak. Yalnızca Online çalışmaya uygun geçiş kontrol ünitelerinin bir dezavantajı bulunmaktadır.
Bu cihazların bilgisayar veya sunucuda kurulu olan program ile bağlantısı kesildiği anda giriş-çıkış yapılamamaktadır. Çünkü bu cihazlar kullanıcıyı bilgisayarda kayıtlı olan kullanıcılar ile eşleme yaparak onay vermektedir daha doğrusu bu onayı bilgisayar vermektedir.
Online & Offline Geçiş Kontrol Üniteleri
Bu cihazlar geçiş kontrol cihazları arasında en gelişmiş özelliklere sahip olanıdır. Cihazların kendi üzerinde bir beyni bulunmakta ve kullanıcıları , log kayıtlarını , tarih -saat gibi birçok bilgiyi kendi hafızalarında saklamaktadırlar. Bunun yanında bilgisayar üzerine kurulacak olan bir program ile tüm geçiş kayıtları yani log kayıtları bilgisayar üzerinden takip edilebilir.
Kim ne zaman girdi , ne zaman çıktı , kaç kez giriş yaptı , işe saatinde geldi mi , saatinde çıktı mı görebilir hatta giriş ve çıkış saatlerine göre otomatik olarak maaş hesaplaması bile yapabilirsiniz. Üst düzey güvenlik gerektiren yerlerde kullanılmakta ve girişi kısıtlanan yerlerde girişine izin verilen kişilerinde takip altında tutulmasını sağlamaktadır.
submitted by teknikservisankara to u/teknikservisankara [link] [comments]

Antalya Kokoreç Fiyatları

Antalya Kokoreç Fiyatları
Kaliteli ve lezzetli kokoreçler ile müşterilerini memnun edip kendilerine en kaliteli hizmetleri vermek isteyen birçok Antalyalı kokoreç satıcısının değişmez tedarikçisi olan firmamız özellikle kepez ilçesin de verdiği kaliteli hizmetleri ile de beklentileri tam olarak karşılayabilmektedir. Bugüne kadar birçok müşterisi ile düzenli olarak çalışan ve aynı zamanda tüm siparişleri en kısa zaman içinde teslim eden firmamız artık kendi sektörünün en güvenilir isimlerinden biri haline gelmiştir. Müşteri memnuniyetine ve hizmet kalitesine verdiği önem ile iş ortaklarının güven içinde hizmet aldıkları firmamız da fiyatlarımız ürün kalitemiz ile doğru orantılıdır.
antalya kokoreç fiyatları
Antalya’nın tüm ilçelerinden sipariş alan ve ürünlerini kargo veya otobüs firmaları ile gönderebilen firmamız da özellikle sunduğumuz düşük kokoreç fiyatlarımız da müşterilerimizin seçimlerini daha kolay yapmalarına yardımcı olmaktadır. Ürünlerimizi temin ettiğimiz firmaların her biri kokoreç üretimi konusunda resmi kurumların onayını alan ve yetki belgeleri olan kurumlardır. Bu da müşterilerimizin bizlerden temin ettikleri ürünleri gönül rahatlığı içinde kendi müşterilerine ikram etmelerine ve aynı zamanda tüketime sunabilmelerine olanak tanımaktadır.
Antalya içinde yer alan birçok kokoreç satıcısı düzenli olarak temin ettikleri ürünlerimiz ile kokoreç seven müşterilerine adeta bir lezzet şöleni hazırlamaktadırlar. Bu tarz ürünlerin temini konusunda her zaman için seçici olmaları gereken satıcılar firmamızın kendilerine temin ettiği ürünler ile risk almadan ve her seferinde garantili hizmetler alabilirler. İnternet sitemiz de yer alan güncel fiyat bilgilerimiz veya diğer bilgiler müşterilerimizin firmamız hakkında daha doğru kararlar verip daha çok şey bilmelerine yardımcı olmaktadır.
Müşteri memnuniyetine verdiği önem ile artık şehrin toptan kokoreç satan firmaları arasında en çok talep alanlarından biri haline gelen firmamız da kaliteden asla taviz verilmemektedir. Bu sebeple sadece kepez değil tüm Antalya ilçelerinden birçok kokoreç satıcısı seçimlerini bizlerden yana kullanmaktadırlar. Siparişlerini en kısa zaman içinde teslim almanın ve aynı zamanda uygun ödeme koşullarının keyfini çıkaran birçok müşterimiz gibi sizleri de en kısa zaman içinde firmamıza bekliyoruz. Özellikle Antalya içinde kokoreç fiyatları hakkında yapacağınız araştırmalar ile sizde firmamızın bütçe dostu hizmetlerinden faydalanabilirsiniz. Bu makale hakkında daha fazlası için www.antalyakokorec.com adresinden bilgiye ulaşabilirsiniz.
submitted by antalyakokorec to u/antalyakokorec [link] [comments]

Korporativ Satış və Müasir Bazar Çətinlikləri

Korporativ Satış və Müasir Bazar Çətinlikləri
Ümumilikdə Korporativ və yaxud B2B satış prosesi 5 il əvvəl daha asand idi.
Alıcılar problemlərinin həlli yolunu tapmaqda Xidmət təminatçısından və ya Satıcıdan daha çox asılı olmaqları, Satış təmislçilərinin daha rahat alqı-satqı müqaviləsini qazanmasına şərait yaradırdı.
Bugün, müasir rəqəmsal Alıcı, aldığı təklif və məlumatlara getdikcə daha skeptik və şübhəli yanaşmaqla bərabər, qərar qəbul edərkən digər alıcı qruplarının təsirinə daha çox məruz qalır.
Gəlin müasir Satış təmsilçilərinin üzləşdikləri 3 başlıca problemlə tanış olaq;
1. Müasir Alıcılar sifarişi və ya sorğunu Satıcıya verməzdən öncə müstəqil bazar araşdırması etməyə çox böyük üstünlük verir.
Bugünün istehlakçıları marketingi çox ciddiyə almır.
Alıcının problemini mükəmməl həll edə biləcəyinizi iddia etmənizə baxmayaraq, onların sizin təqdim etdiyiniz məlumatla kifayətlənmir. Bunun əsas səbəbi, İstehlakçının sizin təklifdən öncə sizi və rəqliblərinizi araşdırmağa kifayət qədər diqqət ayırmaları, və satınalma qərarı üçün öncədən müəyyən parametrlər tərtib etmələridir. Forrester report-un dərc etdiyi məlumata əsasən alıcıların 59%-ı Satış təmsilçiləri ilə birbaşa əlaqə yartmağa üstünlük vermirlər və 74%-ı alacaqları obyekti və ya xidməti veb-saytdan seçməyi daha uyğun və rahat hesab edirlər.
2. Seçimin geniş olması satınalma qərarənın qəbul edilməsini daha mürəkkəb prosesə çevirir.
Harvard Business Review-un dərc etdiyinə məqaləyə əsasən “Çox Hər Zaman Yaxşı Deyil – More Isn`t always Better!” Araşdırma göstərirki, seçimin həddən artıq çox olması və onların müqayisəsi üçün rahat alətin olmaması onları çox zaman seçimlərindən narazı qalmaqlarına səbəb olur. Belə vəziyyətdə satınalma prosesi mürəkkəbləşir və daha çox vaxt və resurs sərfiyyatına gətirib çıxardır.
3. Satınalma Əməliyyatının birdən çox Qərar-verənin təsdiqinə ehtiyacı
Korporativ və ya B2B satınalma qərarının təsdiqlənməsində bugün 5 il öncəkindən daha artıq məsul şəxs iştirak edir. Bu da o deməkdir ki, Satış təmsilçisi bugün bir neçə nəfərdən sifarişi (satışı) qazanmaq üçün ən az 2 dəfə çox vaxt sərf etməlidir.
Qərar qəbul edən məsul şəxslərin müxtəlif coğrafi ərazilərdən, rol, şöbə və funskiyalardan olması məsələni daha da mürəkkəbləşdirir və qərar zamanı mümkün münaqişəyə şərait yaradır.
Satıcılar mütəmadi olaraq fərql-fərqli rolları və vəzifələri olan insanlara təqdim etdikləri məhsulun və ya xidmətin əsas faydalarını izah etmək zəruriyyəti ilə qarşılaşırlar. Satış əməliyyatlarıda, onlar həmçinin alıcı və yaxud satınalma qərarını təsdiqləyəcək bütün şəxslərlə hər zaman bir-başa əlaqə qura bilmirlər. Bu halda, satıcı tərəf olaraq təklifinizin dəyər və faydaları ilə bağlı əsas mesajını düzgün şəxslərə çatdıra bilməmək Korporativ satış əməliyyatlarının ən böyük çətinliklərindən biridir.
Qeyd edilmiş çətinliklərin, mümkün həlli yollarıyla tanış olmaq isdəyirsinizsə, səhifəmizi izləyin:)
https://preview.redd.it/m5hpdw8nmhv31.jpg?width=1024&format=pjpg&auto=webp&s=29c15b36c83a37a797bcce248f454ac878dada18
submitted by NijatGadimli to u/NijatGadimli [link] [comments]

Geniş Kitleler için Blockchain İnovasyonu: DigitalBits

Bugün bu rekabetçi dünyada her işletme daha fazla müşteri çekmek istiyor ve bunu yapmak için pazarda birçok çözüm var, ancak şimdi doygunluğa ulaşıyoruz. Alıcılar ve satıcılar arasında birçok güvenlik açığı bulunmaktadır ve piyasa herhangi bir nedenle çöküşün kenarındadır. Bunun nedeni, belirli bir iş türü için pek çok benzer çözümün mevcut olmasıdır.
İşletmeler şimdi, müşterilerini özel sadakat programları ile çekmek ve elde tutmak için yeni yollar aramaktadır. Bu numara, işletmelerin, müşteri odaklı hizmet sunarken müşterilerini elde tutmalarına başarıyla yardımcı oldu, böylece müşteriler en sevdikleri mağazaya yaklaşıyorlar. Burada hem müşteriler hem de işletmeler sadakat koşulları altında mümkün olan en iyi hizmeti sunmaktan ve almaktan mutluluk duyarlar.
Mevcut Sorunlar Büyük popülerlik ve sadakat modeli iş sisteminin başarısına rağmen, birçok insan sadakat programlarından tam olarak faydalanmadığı için bu konuda olumsuz hissediyor. Bu tür problem yıllar içinde birçok alıcı tarafından karşı karşıya kalmıştır. Bu sorunu anlamak için bir örnek ele alalım:
İnsanlar süpermarketlerdeki yiyecekleri almayı çok severler, her ne zaman bir sadakat puanı alırlarsa. Bu sadakat noktalarını, bu puanları kullanarak en sevdikleri ürünü alabileceklerini düşünerek toplarlar. Ancak burada insanlar süpermarketin sunduğu sadakat programının şart ve koşullarını unutuyorlar, özellikle de bu puanların her ay sona ermesini. Ve böylece insanlar toplanan sadakat puanlarını ay sonunda kullanmayarak kaybeder ve bundan yararlanamazlar.
Raporlara göre, küresel sadakat programlarının yıllık cirosu yaklaşık 50 milyar ABD doları ve bunun yaklaşık 16 milyar ABD doları katılımcılar tarafından kullanılmadığı. Bu, klasik sadakat sisteminin derhal ele alınması gereken birçok zorluğa sahip olduğunu göstermektedir. Bu sorunu çözmeyi taahhüt eden DigitalBits projesi sayesinde.
Proje hakkında DigitalBits, yukarıda belirtilen sorunlara çözüm getirecek merkezi olmayan bir blockchain teknolojisi ile güçlendirilmiş bir platformdur. DigitalBits blok zinciri protokolünün, kitle benimsemesini artıran mevcut uygulamalara kolayca uygulanabileceğini not etmek gerekir. Tüm işletmeleri bir araya getirir sadakat programını geliştirir ve böylece tüm piyasa katılımcılarının faydalanmasını sağlar.
Özellikler ve faydalar DigitalBits, başlamak için basit ve net bir platform sağlar. Tek yapmanız gereken platforma kaydolmak ve tek bir yerde çok sayıda sadakat programı göreceksiniz, kullanıcıların aralarından seçim yapabilecekleri çok sayıda seçenek var. DigitalBits ayrıca, kullanıcıların sadakat puanlarını ve ayrıca DigitalBits platform belirteçlerini takas edebilecekleri basit bir değişim sağlar.
Kullanıcıların eşzamanlı olarak farklı şirket sadakat programlarından kazanabileceği ya da yalnızca tek sadakat programına odaklanabileceği not edilmelidir. Böylece, kullanıcılar tüm bağlılık puanlarını tek bir cüzdanda toplayabilir ve saklayabilir ve bu puanları mal ve hizmet satın almak için harcama fırsatına sahip olurlar.
DigitalBits platformundaki tüm işlemler tamamen şeffaf, güvenli ve güvenilirdir. Katılımcıların erişmeyi sevdiği, kullanıcı odaklı açık ve basit bir arayüz sağlar.
Sonuç DigitalBits, sadakat programı sektöründe devrim niteliğinde bir değişim getirebilecek çok ilginç bir projedir. Hem işletmelere hem de müşterilere odaklandı. Birçok sadakat sektörü sorununu çözecek ve müşterilerin toplanan sadakat puanlarını tek bir platformda kolayca kazanmalarını, saklamalarını ve harcamalarını sağlayacak. Bu, sadakat programlarında mevcut olan karmaşıklığı ortadan kaldırır. Kullanıcılar tüm bağlılık puan portföylerini tek bir cüzdan üzerinden yönetebilirler. DigitalBits platformunun, projeyi başarıya taşıyabilecek kapasitede profesyonellere sahip olduğuna dikkat etmek gerekir. Bu projenin kitlelerin dikkatine ihtiyacı var ve bu harika proje için en iyisini diliyorum.
Website: https://www.digitalbits.io/
Twitter: https://twitter.com/DigitalBitsOrg?lang=en
Telegram: https://t.me/digitalbits
Token Sale: https://www.westart.co/project/digitalbits-presale
submitted by icohaberleri to u/icohaberleri [link] [comments]

DigitalBits Projesi ve Küresel Blockchain Ekonomosi

Modern ticaret ağları hızla gelişiyor, geliştiriciler yenilikçi teknolojiler kullanarak müşterileri çekmek için her şeyi yapıyor. İnternette yapılan herhangi bir işlemi göz önünde bulundurursak, tüketiciler ve satıcılar arasındaki karmaşık ilişkiyi ayırt edebiliriz. Bazı şirketler sahte teknolojiler kullanır, tüketiciler gerekli alımları yapmak için kripto para birimini kullanma kabiliyetine sahip değillerdir ve genel olarak gerçekten çok fazla sorun var. Mevcut organizasyonlar ve mağazanın müşterilerin sadakatine güvenmesi çok zordur, kararlarını değiştirebilir ve rakiplerin lehine bir seçim yapabilirler.
Müşterileri elde tutmak için çeşitli teknolojiler kullanılır ve düzenli müşterilerle çalışmanıza olanak tanır. Bugün bu yaklaşım çok önemlidir, özellikle çeşitli bonus tekliflerinin varlığı da alıcıların seçimini etkiler.
Mevcut problemler Ancak modern alıcılar burada durmayacak. Sadakati arttırmayı hedefleyen programlar çeşitli kusurlarla dolu. Müşteriler gerçekten bu tür programların kullanımından azami faydayı elde etmek istiyor. Alıcılar için çok sık görülen durumu anlamanızı sağlayan basit bir örnek düşünün.
Örneğin, düzenli olarak alışverişlerinizi yaptığınız belirli bir süpermarket var. Orada size tamamen uyan bir sadakat programı var. Her ay çok sayıda alım yaparsınız . Daha sonra bu mağaza tarafından sunulan ürünlere harcanabilecek belirli bonuslar toplanır. Ancak çoğu zaman alıcılar sadece bu bonusları aldıklarını unuturlar ve aylık olarak kullanmazsanız, denge bozulur. Aynı zamanda, böyle bir sadakat programında yer alan müşteri ek faydalar almaz.
Küresel sadakat programını göz önünde bulundurursak, fonların yaklaşık %30'u kullanılmıyor. İnsanlar bonus fonu kaybını kabul etmek zorundalar. Bu sadakat programlarını geliştirmek istemeyen vicdansız şirketlerin sorunudur. Bu küresel sorunu çözmek için, merkezi olmayan bir DigitalBits projesi oluşturuldu.
Proje Özellikleri DigitalBits’in temeli, günümüzde çeşitli segmentlerde yoğun talep gören yenilikçi bir blok zinciri teknolojisidir. Bu araç inanılmaz derecede güçlü ve güçlüdür, merkezi olmayan DigitalBits platformunun yüksek kalitede çalışmasını sağlar. Geliştiriciler, projelerinin, sadakat sistemlerinin doğru kullanımıyla ilgili mevcut sorunların gerçek çözümü olduğuna inanmaktadır. DigitalBits, müşterilerin belirli şirketlerle işbirliğinden maksimum faydalanmalarını sağlayacak küresel bir ekosistem haline gelecektir — bu proje kapsamında en iyi mağazalar ve diğer kurumlar bir araya getirilerek müşterilerine gerçekten önemli faydalar sunmaya hazır olacak.
Birkaç temel özellik ve fayda Dağıtılmış DigitalBits projesi sadeliği ile dikkat çekiyor . Bir ekosistemin işleyişinin nüanslarını anlamada hiçbir zorluk yok. Projenin tüm işlevselliğine erişmek için müşterilerin kaydolması yeterlidir. Burada mevcut sadakat programlarından yararlanmak için ihtiyacınız olan her şeyi bulacağınızı düşünüyorum: Karmaşık bir şey yok, ihtiyacınız olan mağazayı seçin ve avantajlarınızı elde edin. Platformun iç kodunun uygulanması ile ilgili an çok ilginç görünüyor , müşterilere ihtiyaçlarına bağlı olarak sadakat programı puanlarını değiştirme fırsatı sunmak için kullanılacak.
Artık bir şirketin hizmetlerini kullanmanız ve sürekli puanlarını biriktirmeniz gerekmiyor. Sadece DigitalBits işlevselliğini kullanın ve gerekli değişimi yapın. Özel bir sanal cüzdan sayesinde, bonus bakiyesini sürekli olarak izleyebilirsiniz, gerektiğinde tüm varlıklar belirli noktalarla değiştirilebilir. Ek olarak, cüzdan mağazalardaki hizmetlerin ücretini ödemek için de kullanılabilir. Burada ayrıca bonusları veya yerel para birimi DigitalBits’i kullanma olanağınız olacak.
İşbirliği mümkün olduğu kadar güvenli ve düşünceli. Ayrıca bu noktada, hileli düzenlemeler yok. Belirli satın alımlar için puan biriktirirsiniz, gelecekte mallar için takas edebilirsiniz. Ayrıca tüm bu detayların daha fazlası için aşağıda verdiğim linklerden yararlanabilirsiniz.
Website: https://www.digitalbits.io/
Twitter: https://twitter.com/DigitalBitsOrg?lang=en
Telegram: https://t.me/digitalbits
Token Sale: https://www.westart.co/project/digitalbits-presale
Bitcointalk: https://bitcointalk.org/index.php?topic=5026550.0 / https://bitcointalk.org/index.php?topic=5112064
submitted by cryptoeyess to u/cryptoeyess [link] [comments]

İzmir Organizasyon Ekibinin Marifetli Ellerinden Balon Süsleme Hizmeti

Balon süsleme hizmeti, özellikle açılış organizasyonları olmak üzere bir çok alanda tercih ediliyor. Organizasyona dikkat çekmenin en güzel yollarından biri olan balon süsleme hizmeti alanında oldukça iddialı bir organizasyon firmsı var : İzmir Organizasyon.
2004 yılından bu yana İzmir ve çevresi başta olmak üzere tüm Türkiye’de hizmet veren bir organizasyon firması olan İzmir Organizasyon’un kurucusu Uğur Candan, müşteri memnuniyetinin her şeyden önce olduğunu, memnuniyet garantili hizmet anlayışını benimsediklerini içtenlikle belirtiyor.

İzmir Organizasyon ve Balon Süsleme Hizmeti

İzmir Balon süsleme hizmeti; açılış organizasyonu, doğum günü organizasyonu, evlilik yıl dönümü organizasyonu, sünnet organizasyonu, kurumsal organizasyonlar gibi birçok alanda tercih edilen bir süsleme organizasyonudur. Süsleme hizmetlerinin en çok bilineni ve tercih edilenidir.
Zincir balon süsleme, papatya balon süsleme, öbek balon süsleme, jumbo balon süsleme, folyo balon süsleme, uçan balon süsleme, harf balon süsleme, özel tasarım balon süsleme yöntemleri ile İzmir Organizasyon ekibinin desteğiyle organizasyonlarınıza renk katabilirsiniz.
Balon süsleme hizmeti organizasyonu alanında İzmir Organizasyon firması, balon süsleme hizmeti fiyatları ve balon süsleme fikirleri ile ilgili detayları www.izmirorganizasyon.com sayfasında paylaşıyor.

İzmir Organizasyon Uçan Balon Servisi Hizmeti

Uçan balon servisi hizmeti; sürpriz doğum günü organizasyonları ve evlilik yıl dönümü organizasyonlarında sık tercih edilen bir hizmettir.
Uçan balonlarla, sevdiğiniz kişiye, yakın arkadaşlarınıza ve ailenize güzel jestler yapmanız mümkün. Rengarenk uçan balonlarla yeni işini kutlamak için en yakın arkadaşınızı mutlu edebilirsiniz. Ya da organizasyon firmasının, üzerine yazı veya fotoğraf baskısı yaptığı balonlarla, sevdiğiniz kişiye ya da ailenize bir özür jesti yapabilirsiniz. Dilerseniz renkli kostümü ve sevimli makyajıyla İzmir Organizasyon’un sevimli palyaçosu, uçan balon servisini yapsın, isterseniz de sizin belirlediğiniz bir kostümle.

İzmir Organizasyon’un Sunduğu Ekstra Hizmetler

Organizasyonlarınızda tercih edebileceğiniz birçok hizmet İzmir Organizasyon bünyesinde mevcut.
İzmir Organizasyon’un kaliteli ve güvenli oyun parkurları ve teknik ekibiyle sağladığı hizmetlerden biri. Her yaş grubuna uygun şişme oyun parkuru seçenekleriyle, nakliye ve kurulum dahil kiralama hizmeti sunuyorlar.
Palyaço temini, tahta bacaklı adam animasyonu, kostümlü animatörler, çizgi film ve masal kahramanları gibi birçok hizmet de, firmanın animasyon alanında iddialı olduğu hizmetlerden.
Sokak satıcıları olarak da bilinen bu hizmet, birçok organizasyonda hayat kurtaracak, organizasyonunuzu farklı kılacak. Pamuk şeker dağıtımı, pop corn hizmeti, kahveci güzeli köşesi, kağıt helvacı, macuncu, şerbetçi, dondurmacı yöresel kostümleri ve kaliteli ekipmanlarla her yaş grubuna hizmet edecek.
Ekipman kiralama (kına tahtı, kına malzemeleri), süsleme hizmetleri, profesyonel ses sistemi kiralama, DJ ve MC temini hizmetleri, müzisyen temini, nedime temini ve dans grubu temini hizmetleriyle, kına organizasyonunuz İzmir Organizasyon tarafından gerçekleştiriliyor.
Organizasyon firması, son teknoloji ekipmanlar, eğitimli ve deneyimli fotoğrafçı ve kameramanlarla organizasyonlarınızı unutulmaz yapacaklarının garantisini veriyor.
Organizasyonlarınızda gerekli olan A’dan Z’ye her türlü ekipmanı İzmir Organizasyon firmasından kiralayabilmeniz mümkün.
Yukarıdaki hizmetleri organizasyon firmasının www.izmirorganizasyon.com web sitesinde de detaylı bir şekilde inceleyebilir ya da isterseniz İzmir Organizasyon müşteri temsilcilerine 0232 421 50 00 numaralı telefonundan ulaşıp balon süsleme çeşitleri ve balon süsleme fiyatları ile ilgili bilgi alabilirsiniz.
Anahtar Kelimeler izmir organizasyon, açılış organizasyonu, evlenme teklifi, balon süsleme, uçan balon, evlilik teklifi organizasyonu, teknede evlenme teklifi, yatta evlilik teklifi, balon süsleme hizmeti, balon süsleme şekilleri, şişme oyuncak kiralama, kına organizasyonu, fotoğraf çekimi, video çekimi, ses sitemi kiralama, İzir organizasyon firması, organizasyon şirketleri, havai fişek hizmeti, İzmir havai fişek gösterisi, pamuk şeker hizmeti, patlamış mısır hizmeti, doğum günü organizasyonu, animasyon İzmir, organizasyon İzmir, uçan balon servisi, uçan balon hizmeti, helyumlu balon temini. Açıklama İzmir Organizasyon, kendi ekipmanları ve ekibiyle, balon süsleme hizmeti organizasyonunu, kaliteli ve profesyonel bir şekilde gerçekleştiriyor.
submitted by vartolu60 to u/vartolu60 [link] [comments]

Son sokak satıcısı Seyyar Satıcılarla Zabıtalar Birbirine Girdi EFSANE SOKAK SATICILARI ! - YouTube Maşın Bazarı - Saxtakar Satıcılar - SONA QƏDƏR İZLƏYİN #sokaklar #satıcılar #hediyelikler #zanzibar Hatıraları

Satıcılar, satışı gerçekleşen konut ve taşıtın bedelini Birtep’ten güvenle tahsil eder. 3 Adımda Birtep’te Satıcı Olmak. 1 Birtep Başvuru Formunu Doldur. 2 Üyeliğini Aktif Et, Sözleşmeyi İmzala. 3 İlanın Yayınlansın. Merak Edilenler. Find and Rate MyoGen’s Best Official Resellers Worldwide. Review of OXYGENGYM.store – Buy anabolic steroids on OXYGENGYM.store. read more Esenyurt'ta zabıta ekipleri ile seyyar satıcılar arasında çıkan kavgada 7 kişi yaralandı. Polis konuyla ilgili çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Polisin olayla ilgili soruşturması ... Korona denetimlerinde polis ve zabıta ekiplerine saldıran seyyar satıcılar gözaltına alındı Diyarbakır'da gerçekleştirilen korona virüs denetimleri sırasında polis ve zabıta ... Spotify for Vendors An overview of procurement processes for all of Spotify’s vendors. You’ll find instructions and resources to answer most questions that will come up during the procurement process.

[index] [6393] [772] [1835] [7650] [375] [274] [4119] [2078] [6816] [973]

Son sokak satıcısı

Ne yapmalı traş yapmalı. 109-Year-Old Veteran and His Secrets to Life Will Make You Smile Short Film Showcase - Duration: 12:39. National Geographic Recommended for you Avtomobil Alarkən Sizin Xəbəriniz Olmadan Bu Yolla Sizi Aldada Bilərlər - Bu Çəkilişi Mütləq İzləyin və Bu Dələduzluqdan Xəbəriniz Olsun Avtoblogger Elvin Hüseynovun Təqdimatında. Bu videoda 220 Alıcılar Hesabı'nın tanımını, işleyişini ve örnek çözümünü göreceksiniz. Bugün sizlerle beraber efsane, komik, eğlenceli, akıllı sokak satıcılarının yani esnafların videolarını izleyeceğiz. Umarım videoyu izlerken eğlenmişsinizdir... Zanzibarda hayat kanalım sizlerin destekleri ile tüm hızıyla devam ediyor. abone olmayı ve begenmeyi unutmayalım :) macera devam ediyor...

http://forex-thai.cryptocurrencyexchanges.site